Ada ve İran

ABD Adalet Bakanlığı üç milyona yakın belgeyi daha önce ilan ettiği tarihten biraz daha geç olsa da yayınladı. Epstein ve adasıyla ilgili kocaman bir buzdağı, gerçekle söylencenin birbirine karıştığı korkutucu bir hikaye, ve “senin de adın geçiyor”larla süslenmiş kocaman bir tehdit ve parmak sallama ortaya çıktı. Bazen insanların bu çağda, bu sistemde bazı şeylere neden şaşırdıklarına çok şaşırıyorum. Eğer söylencenin binde biri bile doğru ise ortada duran pislik yığınının kokusu giderek tüm dünyayı saracak gibi. Ama bu ölçüde büyük pislik ve gaita yığınına gerçekten neden şaşırıyorlar ben de ona şaşırıyorum. Zenginler giderek yüzsüzleşiyorlar ve dahası yedikçe acıkıyorlar, acıktıkça yiyorlar.

Bir zamanlar, yurt dışından ilk kaçak glikoz şurupları getirildiğinde, bunlar maliyet avantajından yararlanmak isteyen gıda imalathanelerinde ayan beyan kullanılmaya başlandığında sorumlu gıda mühendisleri ve ziraatçılar açıklama yapmışlardı. Açıklamaya göre glikoz şurubu, kanserojen olması bir yana, doyma hissini öteleyip daha da çok tükettiriyordu. Kısacası yedikçe acıkıyordunuz, acıktıkça yiyordunuz. Bugün zenginlerin durumu budur. Yedikçe acıkıyorlar. Karşı konulmaz bir yeme, ele geçirme, el koyma duygusunu gemleyemiyorlar, ancak yedikçe, el koydukça, ele geçirdikçe daha fazlasını istiyorlar. Tıpkı glikoz şurubunun yaptığı gibi. Sınırları kalmadı, sınırlayacak bir şey de kalmadı. Çocuk bedeni, insan organı, kadın bedeni, her türden zevk unsuru, adalar, ovalar, uzay, kozmos; her şeyi tüketiyorlar, tükettikçe daha fazlasını istiyorlar. Doymuyorlar.

Epstein adası, açık adıyla ABD’ye ait Virgin Adaları’nda Saint Little James adası, tüm hikayenin döndüğü adaymış. Öncelikle dediğimiz gibi artık zenginlerin sınırı yoktur. Olayla biraz daha yakından ilgilenince fark ettim ki Pasifik’te, Karayipler’de, Antiller’de, ve hatta Akdeniz’de pek çok küçük ada özel mülke dönüşmüş durumdadır. Parası bol olanlar bir adayı alarak onu dışarıdan erişime kapatmaktadırlar. Üstelik bu adaların pek çoğu açık olarak herhangi bir devletin meşru hukuk alanına bile girmemektedirler. Böylece zenginler her türden yasal ve siyasal düzenlemeden muaf, sadece kedilerine ait bir özgürlük alanı yaratmış olmaktadırlar. Bu onların ebedi hayaliydi sanırım.

Bu hayal peşinde oldukça yol aldılar. Önce yaşam alanlarını ayırdılar. Gözde yeni lüks semtler, güvenlikli siteler, akıllı rezidanslar, spalı, spor merkezli yaşam alanları derken kendi kentlerini yarattılar, ya da yaşam alanlarını dönüştürerek yoksul ve sefillerin girmesini engellediler (inanmayan Bodrum’a baksın). Kendi ilkokulları, liseleri ve hatta üniversiteleri oldu (Türkiye’de büyük sermaye gruplarına ait ve onların adlarını taşıyan üniversitelerin harçları ne kadar?). Kendi hastaneleri ve sağlık merkezleri oldu. Tatil alanlarını ayırdılar, ayırdılar derken sadece konaklama düzeyinden bahsetmiyorum, sahil şeridini veya adaları parsellemekten bahsediyorum.

Şimdi dünyanın zenginleri kendi sağlık sistemlerini yarattılar, kendilerini sıradan insanlardan ayırdılar. Sadece tedavi mekanları değişmedi, aynı zamanda zenginler için yepyeni, onların herkesinkinden daha kutsal bedenlerini koruyacak, başka ilkeler üzerinden işleyen bir yeni sağlık sistemi yaratıldı. İşin ironik bir tarafı da var. Malum sermayenin karşı saldırıyla birlikte sağlık sistemi hem metalaştırıldı hem de içeriği değiştirildi. Örneğin kamunun sağlık harcamaları kısılırken ilk kurban koruyucu hekimlik oldu, sağlık ocakları ya da benzerleri sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kapatıldılar. Şimdi ensesi kalınların, zenginlerin yeni sağlık sistemi koruyucu hekimliğe dayanıyor (sürekli taramalar, testler, evde hizmet, yolculuklar sırasında eşlik eden özel doktorlar falan). Kısacası zenginler uzun yaşasın gerisi mısır sapı yesin politikası halk sınıflarına çok görülen koruyucu hekimliği zenginler için hayata geçirmektedir.

Konuya geri dönelim. Jeffrey Epstein’ın yaşamıyla ilgili detaylar sökün ediyorlar; detay derken yarım kalmış fragmanlar gibi çoğu. Arada boşluklar var ve dönemin ürünü, yürüyen bir erdemsizlik ve ahlaksızlık abidesi bu adamın hayatını bu boşluklar daha da gizemli hale........

© soL