Amerikan İslamı |
“Yerli ve milli” Amerikan İslamcılığında veya Amerikan İslamında 1945 bir başlangıçtır. Onun tarihine de karşı devrimin ilk yılından başlıyoruz. Artık Mustafa Kemal yoktu, İsmet Paşa yerini doldurmaya çalışıyordu. Ama belli ki onun bazı uygulamalarını pek aşırı buluyordu. Laik cumhuriyet yolunda yürümekten korkuyor da olabilir, mümkündür. Yönetimi ılımlı Celal Bayar'a devretmek ve ipleri güçlü Amerika'ya vermek istiyordu. Truman Doktrinini o fırsatı vermiştir.
ABD Başkanı Harry Truman tarafından 1947’de ilan edilen bu program, SSCB tehdidi altındaki ülkelere,
Türkiye ve Yunanistan, askeri-ekonomik yardım yapılmasını öngörüyordu. Komünizmin yayılmasını çevreleme politikasını, containment, temel alan Soğuk Savaş doktriniydi bu. Yeni Türkiye’nin ve tabii Amerikan İslamcılığının kökenidir.
Truman, Başkan Franklin D. Roosevelt'in yardımcısıydı. 1945’te, Roosevelt'in görev başında ölmesiyle ummadığı bir anda önü açıldı. Koltuğuna yerleştiğinde II. Dünya Savaşı'nın son ayları yaşanıyordu. İlk işi Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atılmasını emretmek oldu. Böylece soğuk savaşın fitilini de ateşlemişti. NATO’nun kuruluşunda da dahli var. İsrail Devleti Truman zamanında kuruldu, hiç beklenmiyordu. Başını Ben Gurion’un çektiği Siyonist hareket devletleşmek istiyordu ve Roosevelt’in engellediğine inanıyorlardı. Truman kolaylaştırıcı olmuştur.
Asıl büyük işi, 1950’de, ikiye bölünmüş olan Kore yarımadasının büyük bölümünü işgal ettirmek oldu. Kore savaşı bu işgalin sonucuydu. ABD, himayesindeki Güney Kore'yi desteklemek için savaşa girdi. Yeni kurulmuş olan Birleşmiş Milletler'e üye 15 ülke de ABD'nin safında savaşa katıldı. Trump’ın atasıdır ve onun gibi az zamanda çok işler başarmıştır.
Yeni bir dünya kuruluyordu, İsmet Paşa hazırdı, ABD Türkiye ve Yunanistan’ı devşirmeye kararlıydı. Artık bir iktidar değişikliği şarttı. 1950’de hükümet değişti, CHP gitti Demokrat Parti geldi. İsmet Paşa yeni gelenleri destekliyor, İslamlaşmayı ve Amerikanlaşmayı teşvik ediyordu, yeni bir dönemdir.
Bizde İslamlaşma Amerikanlaşmadan ayrı düşünülemez. Yeni Türkiye’nin kuruluşunda bu antikomünizm histerisinin rolü var. Karşıdevrimde antikomünizmin yeri cumhuriyet düşmanlığından büyüktür.
Tabii böylesine radikal bir dönüşüm yeni aktörlere ihtiyaç duyar. Toplumu ikna edecek entelektüeller ve yolu açacak tarikatlar gerekir. Şeyh Ömer Fevzi Mardin işte tam böyle bir zamanda ortaya çıktı. Bir Nakşi-Halidi şeyhinin müridiydi, ilerleyip Arusi cemaatini kurmuştu. Arusilik bir asker ve bürokrat cemaatiydi. Şeyhin Yahudilerle ve Yahudi sermayesiyle dirsek teması vardı. Ömer Fevzi, 1944’te, “Musevilere Çıkar Yol” adlı bir kitap yazmış, Yahudilerle ortak yanlarımızı anlatmaya çalışmıştı. Amerikancılıklarında mutlaka bir de “İsrailiyat” var.
Özetle, Truman Doktrini uyarınca şekillenecek Yeni Türkiye için biçilmiş........