Sermaye için varlık barışı! Peki, ya emek? |
Meclis Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlanan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlıklı torba düzenleme bu hafta Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanacak. 15 maddeli bu torba düzenleme Komisyonda Kurumlar Vergisi oranı indirimi üzerinden önemli bir değişiklik gördü. Genel Kurul aşamasında da görmemesi için bir neden yok; bu, çeşitli sermaye lobilerinin ne güçle ağırlık koyacaklarına ve siyasette temsil düzeylerine bağlı. Bu nedenle yasa çıkmadan önce yorum yapmanın risklerini göze alarak yazıyoruz. Önemli değişiklikler olursa sonradan değiniriz.
Sermayeye yeni vergisel ayrıcalıklar getiren bu düzenleme, Teklifin “genel gerekçesine” göre, üretim ve ihracatı desteklemek, İstanbul Finans Merkezi’ne yönelik istisnaların süresini uzatmak (ve çeşitlendirmek), ülkeye döviz girişini teşvik etmek, gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin ekonomiye kazandırılması amacıyla yeni bir varlık barışı getirmek, yatırım ortamını iyileştirmek ve uluslararası sermaye girişini arttırmak gibi çeşitli iddialı hedeflere sahip gözükmektedir.
Sermaye girişleri, yatırım artışları ve genel ekonomik aktivitenin canlandırılması gibi iddialı hedeflerin salt yeni vergi ayrıcalıkları üzerinden ne derece gerçekleşebilir olduğuna dair bir fikir edinmek için geçmiş uygulamalar rehberlik edebilir. Şimdiye kadar AKP döneminde çeşitli isimler altında (yapılandırma, matrah/vergi artırımı, stok affı) 12 vergi affının/varlık barışının gündeme geldiği, bunlardan 7’sinin bir varlık barışını da içerdiği (şimdiki varlık barışı 8’incisi olacak), iki yılda bir yapılan bu uygulamalarda gerçekleşmelerin beklentilerin çok gerisinde kaldığı bilgisine sahipseniz, bu sonuncusunu da benzer bir akıbetin beklediğini kavramak zor olmaz. Bununla birlikte bu uygulamalar geride önemli bozucu etkiler bırakmaktadır. Bunları şöyle sıralamak mümkün:
Vergi sistemi ve vergi yükümlüleri “af veya ‘barış’ bağımlısı” yapılmakta, bu beklentiler nedeniyle vergi ödemekten kaçınma eğilimi pekişmektedir.
Bu tür af ve barışların sürekli tekrarlanıyor olması, üstelik her defasında “bu sonuncusu, bir daha olmayacak” sözleri verilmesi ama bunların hep boş çıkması, devletin ve kamu maliyesi yönetiminin ciddiyetini ve güvenilirliğini önemli ölçüde aşındırmaktadır. Daha önce 6 kez “bu sonuncusu” ifadelerinin kullanılmış olduğunu, bu sözü verenler arasında M. Şimşek’in kendi getirdiği 2014 affı dolayısıyla yaptığı açıklamayı, hatta 9 Nisan 2026 tarihinde gene M. Şimşek’in “vergi affı niteliğinde bir yapılandırma beklentisi varsa, asla olmayacak” sözünü hatırlatmak isteriz. (Kuşkusuz sözcük oyunlarına sığınılabilmektedir; örneğin M. Şimşek 9 Nisan açıklaması için pekala “sözümün arkasındayım, bu son getirdiğimiz düzenleme vergi alacaklarına bir yeniden yapılandırma getirmemektedir” diyebilir!
Kara para aklama düzeneğine kolayca dönüşebilen “varlık barışları”, vergi adaletsizliği yanında devlet kurumlarının çürümesini, mafyalaşmayı beslemektedir.
Vergiden kaçınmaktan vergi kaçırmaya uzanan bir yelpazede, ayrıcalıklarından arta kalan yükümlülüklerini bile yerine getirmeyen sermaye geliri sahipleri ile yerine getirenler arasında; keza içerde ve dışarda çeşitli taşınır ama beyan edilmemiş servetler/ varlıklar biriktirmiş olanlara varlık barışı getirilmesi ile bu tür varlıkları bulunmayanlar arasında; bir başka açıdan uluslararasılaşmış büyük sermaye ile küçük /orta boy sermaye arasında çeşitli eşitsizlikler yaratılmakta, var olanlar büyütülmektedir.
Ama sermaye........