We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Savunmada kalmak

30 19 19
30.06.2020

Siyasal İslamcı iktidarın neleri başarıp başaramadığı kuşkusuz özel bir inceleme konusudur. Neo-faşist baskı yöntemlerini kullanarak dinci rejim inşasında ne ölçüde hedeflerine yaklaşabildiği konusu da öyle.

Ancak, çeşitli açık-örtük koalisyonlara dayanarak da olsa, sarsıntılı ama 18 yıldır kesintisiz olarak iktidarı elinde tuttuğuna bakıldığında bile kendi hesabına bir "başarı öyküsü" yazdığına kuşku yoktur. Ve bunun sadece seçimleri ve Meclis çoğunluğunu şu ya da bu biçimde kazanıp iktidarını sürdürmekle sınırlı kalmadığını, iktidarının etki alanını sürekli derinleştirip genişletmeyi başardığını da eklemek gerekir. Dört bakımdan:

Bir, Cumhuriyet ilke ve kurumlarını, Anayasanın temel hükümlerini fiilen tasfiye etmiş veya bu süreçte çok ilerlemiştir.

İki, kuvvetler birliğini fiilen ve hukuken sağlayarak, iradesine karşı gelebilecek hiçbir demokratik işleyişi ortada bırakmamıştır.

Üç, dinci rejim inşasında pervasızca yol alabilmiş ve buna karşı durabilecek tüm siyasal/kurumsal unsurları sindirebilmiştir.

Dört, muhalefeti savunma çizgisine mahkum edebilmiştir. Laikliği ağzına alamaz duruma getirdiği gibi, muhalif eleştirileri bile dinsel zemine çekmeye mecbur bırakmıştır (kuşkusuz bu "mecburiyet", gerçek bir muhalafet olamamanın sonucudur).

Aslında anamuhalefetin son 18 yılda giderek daha fazla savunma çizgisine çekilmesi de iktidarın diğer hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırıcı olmuştur. Başka deyişle, iktidarın hedeflerine yürümesi muhalefetin edilgenleştirilme sürecine koşut olarak gelişmiştir.

İktidarın siyaset yapma biçimine uyacak biçimde ehlileştirilmiş olan bir muhalefete tek oyun alanı kalmaktadır: İki seçim arasında kalan çok uzun dönemlerde bile, farklı siyaset biçimlerine alan açmadan uysal bir biçimde yeni seçimlere hazırlanmak, kendi kitlesini yalnızca buna güdülemek... Hesap, iktidarın yıpranması üzerine kurulmuştur. Yönetememe sorunlarının büyümesinin; ekonomiye ve istihdama ilişkin sorunların çözümsüz kalmasının; yolsuzlukların ve yağmacı kamu yönetimi anlayışının toplumun bilincine yansımasının; nihayet iktidar bıkkınlığından kaynaklanacak aşınmaların, bu yıpranmayı derinleştireceği umulmaktadır. Fazla bir şey yapmadan koşullar lehe gelişeceği kabulü yapıldığı sürece, bu edilgenliğin dışına çıkacak her politika inisiyatifi, iktidarın provokasyonlarına ve tuzaklarına açık olan mayınlı bir sahaya........

© soL