NATO’dan PATO’ya mı? |
NATO’nun Natoculara dar geldiği bir dönemden geçiyoruz. Darlık iki coğrafi alan kısıtlaması bakımından da geçerli. Artık bu militarist örgütlenmenin militanlarını ne “Atlantik” kesiyor ne de “Kuzey” ile sınırlanmak istiyorlar.
Gerçi Güney’e müdahaleleri görülmedik bir durum değil. Libya ne tarafa düşüyordu mesela? Güney Akdeniz yani Kuzey Afrika ülkeleri yanısıra İran Körfezi, Hürmüz Boğazı ve etrafındaki Batı Asya ülkeleri veya Kızıldeniz’in her iki tarafındaki Asya-Afrika ülkelerinin Kuzey Atlantik ile bir ilgileri var mıydı ki? Keza Hazar Denizi ve Doğu Karadeniz’e komşu Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinin NATO ile bir coğrafi ilişkisi bulunuyor mu?
Peki neden orada durulsun ki? Ankara’daki NATO toplantısına gözlemci olarak davet edilen Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın Pasifik Okyanusu dışında bir varlıkları var mı mesela? Ayrıca NATO için asıl büyük lokma olabilecek Hindistan ve Hint Okyanusu niçin dışarıda bırakılsın ki?
Bütün bu genişleme arzuları dikkate alındığında, NATO’nun “N”sini atıp Pasifik’in “P”sini alarak pekala North Atlantic Treaty Organization (NATO) yerine bir Pacific-Atlantic Treaty Organization (PATO) formülüne varılabilir (Fransızcası da OTAN yerine OTAP olur artık!) ve bundan sonra dünya çapında genişlemenin önünde kuruluş çerçevesine aykırı bir coğrafi engel de kalmamış olur. Böylece bu yüce kuruluşun önü tüm dünyayı kapsayacak şekilde tamamen açılmış olur! (Hint Okyanusu da zaten türev bir okyanus değil midir?).
Gerçi NATO sever liberallerin ve bilumum düzen siyasetçilerinin şu bildik NATO’dan hemen vazgeçmeleri beklenmez ama kaygıya da gerek yok; böyle bir geçişe hiç de gerek kalmayabilir. Çünkü 77 yaşındaki NATO’nun bir marka değeri vardır, öyle kolayca gözden çıkarılamaz. Nasıl ki görev tanımı ha bire değiştirilip sonunda NATO 3.0’a kadar gelindiyse, coğrafi alan tanımının esnetilmesi de sorun oluşturmaz. Bütün dünya kapsanmak isteniyorsa, kapsanır. Kapitalist-emperyalist sistemde esneklik ve çareler tükenir mi?
Ama “bütün dünya” derken yanlış anlaşılmasın. Sonuçta dünya-dışı bir güce karşı dünya askeri ittifakından söz edilmiyor. Dünya-içi düşmanlara karşı bir askeri ittifaklar zincirinin nihai sınırlarına kadar genişletilmesinden bahsediliyor. Dünya........