'Eşkıya dünyaya hükümdar olur'

Trump yemin ettikten hemen sonra 28 Ocak 2025 tarihli soL Haber’de yayınlanan yazımın başlığı “Dünya ve Türkiye artık daha güvensiz” idi. O yazıdan bir paragrafı kısaltarak aktarayım:

“ABD’nin yeni faşist-emperyalist yönetici kadroları, Batı kampında yükselebilecek itirazların kendi eylemlerini durdurabilecek güce ulaşamayacağını hesap ediyor olmalılar. Herhangi bir kural ve etik değerle sınırlandırılmadığında kendi güçlerinin 'karşı konulamaz' olduğunun yeniden ve abartarak 'bilincine varıyorlar'! Yoksa Grönland, Panama, Meksika hatta Kanada konusundaki yayılmacı emellerini bu kadar fütursuzca ortaya dökebilirler miydi? Danimarka Başbakanı'nın İskandinav ülkelerinin başbakanlarını evinde başbaşa bir yemekte ağırlaması, sosyal medyada magazin tarafıyla gündem oldu. Oysa bu alışılmadık buluşmada Grönland konusunda ABD’nin satın alma (ve referandum) atağı karşısındaki çaresizliklerini paylaşmaktan başka bir sonuca varamadılar. AB’nin bile kendilerine sıkı bir destek çıkacağından emin olamadan!”

Kaygılarında ne kadar haklı oldukları küçük bir hesapla gösterilebilir: Grönland’a çökmek için acaba ne kadar para gerekli olabilir? ABD eyaleti olmak veya olmamak diye bir referandum yapılırsa, orada yaşayan toplam 58 bin kişinin istisnasız her birine seçim rüşveti olarak beşer milyon dolar verseniz, toplamı 290 milyon dolar eder. Bunun on katı olsa ne fark eder ki?

ABD emperyalizminin Latin Amerika’daki yayılmacı, işgalci, darbeci, kaynaklara çökücü siyaseti dillere destandır. Ama 3 Ocak 2026 tarihindeki Venezuela operasyonu, devamının da geleceği öngörüsüyle, yeni bir eşik aşımı anlamına geliyor. ABD’nin bağıra bağıra gelen bu saldırısının bu kadar kolay yapılabilmesinin ardında, askeri-teknik kapasite farkından ziyade, iki siyasi neden öne çıkmış görünüyor: İçerden önemli destek alınmış olması (ihanet kotası hep çalışır) ve dışarda tüm dünyanın (Çin ve Rusya dahil) sütliman hale getirilmesi.

2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi ABD’nin şimdiki önceliğinin Batı Küre, yani Amerika kıtası olduğunu gösteriyor gibi. Kolombiya da ülkedeki siyasi gelişmelere (seçim sonuçlarına) bağlı olarak öncelikli hedef olabilecek. ABD Orta/Güney Amerika’da askeri yollardan veya ekonomik ambargolar ve siyasi baskılar üzerinden güç kullanmaya daha şiddetle sarılacak gözüküyor. Birinci amaç da buydu zaten: Arka bahçeden başlayarak tüm dünya ülkelerine ABD’nin rakipsiz askeri güç olduğunu ve çıkarları için sadece kendi kurallarını tanıyacağını göstermek!

İkinci olarak, Venezuela başta olmak üzere Latin Amerika’nın ekonomik kaynaklarına doğrudan çökmek, hatta bölgenin bağımsız devletlerini ABD eyaletlerine dönüştürme yöntemlerine başvurmak! Kuşkusuz bu tavır, 1945 sonrasının uluslararası hukukunu ve ABD iç hukukunu külliyen reddetmeyi de içeriyor. Gerçi kurallar ilk defa çiğnenmiyor ama senaryonun izleyen bölümleri de bizzat ABD tarafından ifşa edildiğine göre tablo çok daha karanlık gözüküyor.

Üçüncü amaç, Latin Amerika’da ekonomik nüfuzunu arttıran Çin etkisini kırmak, Rusya’yı da edilgenleştirmektir. Çin’in hammadde kaynaklarına........

© soL