Olmaz dememeli |
“Neler oluyor hayatta?” diye bir şarkı vardı eskiden. Başına gelmedik kalmayan chp adlı partimizin Ecevit’li zamanlarında partinin bir tür “resmi” şarkıcısı sanılan yahut sayılan bir hanım şarkıcı söylerdi. Nedense, son günlerde ikide bir dilime takılıp duruyor. Ama konu o olmayacağı için şarkıyı türküyü bırakıp birkaç ilginç haberi art arda sıralayalım:
Trump Ankara’daki zirvenin sonunda düzenlediği basın toplantısı sırasında, kendisinin kolay bir iş yapmadığını, güçlükler arasında öldürülme olasılığının da bulunduğunu söyledi; hatta oldukça yüksek bir oran da verdi.
Ankara’ya gelirken kullandığı Katar şeyhinin armağanı, olağanüstü özelliklere sahip, onlarla da yetinilmeyip kendi adamları tarafından elbette güvenlik önlemlerinin de özellikle gözetildiği değişiklikler yapılmış uçağını Avrupa’ya gönderip kendi imalatları başkanlık uçağını kullanarak ülkesine döneceğini açıkladı. Neden olmasın, biraz eser akıllı olsa da, koskoca ABD başkanı, istediği uçağı kullanamaz mı? Buna kim ne diyebilir! Ama gösterdiği gerekçe pek de ciddi sayılamazdı. “Katarlı dostunun göz kamaştırıcı armağanını Avrupa’daki Amerikan askerlerinin de görüp incelemelerini istediği” türünden ciddiyetten uzak bir gerekçeydi.
İranlı komşularımızın bizim “kırk gün gün kırk gece” diyerek uzattığımız masallara yakışır düğünlerimizden esinlenerek midir nedir, bir türlü tamamlayamadıkları cenaze törenlerinin Meşhed kentindeki bölümünde, belki başka kentlerde de benzerleri olmuştur, yüksek bir binaya yukarıdan aşağıya kocaman bir pankart asıldığını gördük. Pankartta İngilizce iri harflerle “Trump’ı öldüreceğiz” yazılıydı.
Uzatmaya gerek yok. Şimdi siz gelin de kendinizi Bay Başkanın yerine koyun. Haydi diyelim ki o insanlar korku nedir bilmezler. Biraz olsun ürperdikleri de mi görülmemiştir ya da şöyle diyelim, ne badireler atlatmışlardır atlatmasına da, “can tatlı” der bizim halkımız, Amerikan halkının........