Emperyalizmden yeni eylem biçimleri
Korkut Hoca, 19 Eylül 2025 günü burada yayımlanan yazısında birtakım sözlerle eylemleri değerlendirdikten sonra şöyle bir olasılıktan söz ediyordu: “Nüfusu 30 milyon, ama alan olarak Türkiye’den biraz daha büyük bir ülke… Amerika’nın kara, deniz, hava kuvvetleri tarafından işgal edilerek rejimi (herhalde Trump’ın istediği biçimde) değiştirilecektir.”
Yeni yılın üçüncü sabahına uyandığımızda, başka bir anlatımla aradan üç buçuk ay geçtikten sonra gördük ki, henüz işgal ve rejim değişikliği gerçekleştirilmemekle birlikte, herhalde biraz daha uzun zaman isteyen bu tür işlere başlangıç olmak üzere, Venezuela adındaki ülkenin devlet başkanı ile resmi görevleri bulunan eşi “kaçırılmış”. Neyse ki, İngiltere’ydi, Amerika Birleşik Devletleri’ydi, şuydu buydu diye bir çırpıda sıralayabileceğimiz dünyanın en demokratik ülkelerinde yaşamıyoruz da, bu “kaçırma”, “kaçırılma” türünden sözleri genel yayın yönetmenimize ya da güvenliğimizi sağlayan kurumların görevlilerine fark ettirmeden nasıl kullanacağımızın derdine düşmüyoruz. Ya o özgür basının timsali BBC’de yasaklanmış sözcükleri ayıklamaya uğraşıyor olsak yahut ABD’de kaldırımda iki çift laf etmeye çabalarken yakalanıp götürülen genç kadının başına gelenler başımıza gelseydi! Ne der bizim halkımız: Verilmiş sadakalarımız varmış!
Yılın üçüncü gününden bu yana, şimdi yaptığıma benzer biçimde işi gırgıra vurmadan, gereken ciddilikle söylenmesi gerekenlerin çoğu yazılıp çizildi soL’da. Bir yandan onları izlemeyi sürdürürken bir yandan da o ayrıntıları bir yana bırakıp ilk elde yazılabilecek bazı sonuçların kısaca üzerinde durmaya çalışalım.
Geçen yılın Şubat ayında emperyalist dünyadaki parçalanma ve çatışma üzerine yazarken şöyle demiştim: “Emperyalizm için başta gelen şey, hegemonya mücadelesindeki büyük güçler arasındaki yarışmadır; yani doğrudan doğruya kendisi için değil, ama rakiplerini zayıflatmak, onların hegemonyasını sarsmak için de toprak ilhak edilmektedir.” Lenin’in ünlü kitabından yapılmış bir alıntıydı bu. Arkasından da Trump’ın, başka özelliklerinin yanı sıra, adeta emperyalizmin gerektirdiği politikacı tipinin “kitabi” bir örneği sayılabileceğinden söz etmiştim. Aynı politikacı, git gide, dünya savaşının olası tetikleyicisi olma yönünde ilerlemektedir. Emperyalist dönemin belirleyici özelliği olan hegemonya kurma ve bunu yaparken var olan hegemonyaları kırma işinin, birbirinden ayrılmaz biçimde ilerlediğini gözden kaçırmamak gerekir. Türkçede bu konuyu yazar ve konuşurken bir anlatım kolaylığının bulunduğunu da söyleyebiliriz. Yapılan kırma ve kurma’dır, arada sadece bir harf farklıdır. Var olan hegemonyalar kırılırken, yeni hegemonyalar kurulmaktadır. Dolayısıyla,........
