menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Açık tehlike

8 0
yesterday

Son bir haftadır en çok kullanılan sözcüklerden biri “hukuk” olmalı. Şu ana muhalefet partisinin başına gelenleri ya da getirilenleri ister eleştirmek ister savunmak için olsun konuşan herkesin ağzından bu sözcük çıkıyor. Bu durum hukuk ile uyaklı sözcüklerin yan yana yer aldığı birçok tekerlemeyi aklıma getirdi. Bir de bunlarla pek bir araya getirilemeyecek şu satırları hatırlattı bana, Marx 1843’te Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisi başlıklı gençlik çalışmasında yazmış, ondan aktararak: “Keyfilik hükümdarın gücüdür” ya da “Hükümdarın gücü keyfi yönetimdir”. Bu yazıyla pek bir ilgisi yok, yine de buraya almadan edemedim.

Bir haftadır görebildiğim şuydu: Yapılan iş ve işlemleri eleştirmek için de “hukuk” sözcüğü kullanılıyor ve birçok aklı başında hukukçu yapılanları bu sözcüğün anlattığı her neyse ona aykırı buluyor; öte yandan, yapılanın ve yapanların yanında yer alıp aynı meslekten olduğunu ileri süren daha az sayıdaki kişi de savunma konumuna geçerek aynı sözcüğü yineliyordu.

Ama sonuç olarak, kurucu olmakla övünen, ülkenin en eski partilerinden birinin, kendi organlarınca seçilmiş başkanı polis gücüyle yönetim merkezinden çıkarılıp atılmış ve yerine yaklaşık üç yıldır ortalıkta görünmeyen, “kokmaz bulaşmaz” eski başkanı oturtulmuştu. Üstelik, yeni gelenler ve onların yönetimi almalarına karar verenlerle bu kararı güç kullanarak uygulayanlar, ilki belli bir gürültü çıkararak, öbür ikisi ses etmeden ama kararları ve silahları ile konuşmak yoluyla olmak üzere bu sonucu ortaya koymuşlardı.

Bununla birlikte, bir demokrasi olduğunu hemen hemen bütün resmi belgelerinde ısrarla yineleyenlerle birlikte dünyanın pek çok ülkesinde de, her ne kadar başına getirilen bazı sıfatlarla süslenip ayrıştırılmaya çalışılarak da olsa, adı geçen ülkede demokrasinin yürürlükte olduğu aşağı yukarı genel kabul görüyordu.

Şimdi gelelim bu kabulün geçerlilik sınırlarına…

Sık sık yinelemişimdir, demokrasi bir devlet durumudur; bir de eklemeli, burada biçim yerine durum sözcüğünü kullanmak daha doğrudur, sanıyorum. Neden sorusu yöneltilecek olursa, kısaca şöyle yanıtlamak yeterli olabilir: Farklı tarihsel dönemlerde, farklı toplumsal sınıfların elinde, çok farklı özellikler gösteren devlet durumları birbirlerinin yerine geçerler. Demokrasinin gelişimi ya da alışılmış söylenişiyle “demokratikleşme”, bu birbirinin yerine geçme sürecinden başka bir şey değildir. Buradaki........

© soL