We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

'Maestro çal marseyezi'

39 37 34
02.08.2020

Çeteciliği Bulgar, Sırp, Arnavut çetelerini kovalarken öğreniyorlar. Öğrendiklerini Abdülhamid despotizminin yıkılması için uyguluyorlar. İlkin Resneli Niyazi çıkıyor çeteye. 3 Temmuz 1908’de Cuma namazı çıkışında yanına kattığı asker/sivil 200 kişilik bir grupla Alay’ın cephaneliğini basıyor. Sonra Eyüp Sabri… Sonra Enver… İttihat Terakki Merkez Komitesi genel ayaklanma karını 22 Temmuz toplantısında alıyor. Sloganları: Eşitlik, kardeşlik, adalet oluyor. Fransız Devrimi’nin sloganıdır… Niyazi, Eyüp Sabri, Enver Makedonya’da Meşrutiyet’i ilan ediyorlar. Tarih ,Türk Jakobenleri olarak not düşüyor.

Genel olarak söylenilen; Abdülhamid’in tekçi İstibdat düzenini, bir avuç gözü kara asker/sivil aydının Fransız Devrim’inden aldıkları ilhamla yukarıdan aşağıya zor kullanarak yıktığı ve yeni düzenin kuruluşunda halkın duyarsız, ilgisiz ve katkısız kaldığı yönündedir.

Yani bir yanda modernleşme yanlısı asker/sivil bürakratlar var, öte yanda Abdülhamid’in yozlaşmış, çürümüş hafiye düzeni ve Saray çevresine tünemiş çıkar şebekesi…Tamam. Amenna… Ancak genel olarak tarih yazımında hakim olan bu düşünce doğrunun yalnızca bir parçasıdır ve 1908 Devrimi’nde taraflar bunlardan ibaret değildir.

Tarih yazımında hakim olan bu yaklaşım, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin gücünü, halkla olan irtibatını ve örgütlülüğünü küçümsemek; 1908’i hazırlayan,onu önceleyen özelikle de Anadolu’da ortaya çıkan toplumsal hareketleri yok saymak anlamına gelmektedir.

Bu kısa girişten sonra, şimdi,1908 devriminin toplumsal tabanını ve karakterini anlamak için Anadolu’da devrim öncesinin son iki yılına bakmayı öneriyorum.

Kastamonu’dan başlıyorum:

Halkımız kendinden olmayanlara güzel isimler buluyor. İstanbul’dan sürülen ve Osmanlı coğrafyasının dört bir yanına dağıtılan Abdülhamid karşıtlarına, İttihatçılar anlamına geliyor, Kastamonuluların yakıştırdığı isim ne biliyor musunuz: Menfiler…Biliyorum olumsuzluk yüklü bir sözcük ama baktım sözlüğ,e ikinci bir anlamı daha var: ”sürgün edilenler”… Bunlar Kastamonu sürgünleri ve burada ikamete mecbur kılınmış “müzmin” muhalifler. Aralarında subaylar olduğu gibi, belediye çalışanları, defterdarlık memurları, hatta din görevlileri de var. Kastamonu’nun sürgün yeri olması nedeniyle bu türden olanların sayıları çokça ve topuna birden “Menfiler” diyoruz.

Menfiler bildiğiniz örgüt. İttihat ve Terakki’nin Kastamonu şubesi olarak çalışıyorlar. Sonraki sürgün yerleri çoğunlukla Fizan oluyor. Alışıklar ve rahatlar. Biliyorlar ki Fizan’dan ötesi yok.

“Şube” deyince, İttihatçıların örgütlenme tarzıdır, birkaç cümleyle de olsa değinmem gerekiyor: İttihatçılar iki türden şube oluşturuyor. İlki doğrudan merkezin güvenerek görevlendirdiği kişilerin kurdukları olurken; ikincisi menfilerin gönderildikleri yerlerde........

© soL