We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İslamcılardan Erbakan mutabakatıyla kurtulmak

157 106 58
03.03.2021

Yeni rejimin resmi tarih anlatısının bir parçası ve Türkiye İslamcılığının en önemli günlerinden biri olan “28 Şubat mağduriyet ve mazlumiyet şenlikleri”ni bu sene “Erbakan mutabakatı” ile taçlandırdı düzen siyaseti.

HDP katıldığı için katılmadığını varsaydığımız MHP dışında, iktidarıyla muhalefetiyle düzen partileri yaşarken yapmadıkları bir şekilde Erbakan etrafında bir araya geldiler, icat edilmiş, gerçek olmayan bir Erbakan figürüne hep beraber güzellemelerde bulundular. Böylece hem iktidarıyla ve muhalefetiyle Türkiye’de düzenin İslamcı hegemonyaya teslim olduğu, hem de Milli Görüş’ün fikirlerinin artık devletin resmi ideolojisi haline geldiği bir kez daha teyit edilmiş oldu.

Yaptıkları konuşmalarda, Kılıçdaroğlu Erbakan’ı “Cumhuriyet çocuğu” ilan ederken, Mithat Sancar ise Erbakan’dan “Kürt sorununda demokratik çözüm arayan bir lider” diye söz ediyordu. Oysa Erbakan, hem Atatürk ve Cumhuriyet’le hesaplaşma üzerine kurulu bir ideolojinin, yani Türkiye İslamcılığının kurucu babalarındandı hem de Kürt sorununda “ümmet çözümü”nden öteye gidemeyen, devletin geleneksel politikalarıyla ise pragmatist bir takım hamleler dışında derdi olmayan bir isimdi.

Dolayısıyla her iki isim de aslında, uydurulmuş, çarpıtılmış, icat edilmiş bir Erbakan okuması üzerinden hem Türk sağı ile kurmuş oldukları açık ve gizli ittifakları meşrulaştırmaya, hem de dindar-muhafazakâr kitleye şirin görünmeye çalışıyorlardı.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında basının öne çıkarmadığı, pek kimsenin de dikkatini çekmeyen bir bölüm vardı ki bence asıl odaklanılması gereken yer burasıydı. Gayet bilinçli bir şekilde hazırlandığı belli olan bu bölümde, Kılıçdaroğlu Saadet Partisi ile kurdukları ittifakı CHP tarihinden başka bir ittifakla, CHP-MSP koalisyonuyla açıklamaya çalışıyordu.

Kılıçdaroğlu’na göre CHP-MSP koalisyonu “11 aylık kısa ömrüne rağmen Türkiye ve bölgenin geleceği açısından tarihi adımlar atmayı başarmıştı” ve daha da önemlisi “farklı siyasi geleneklere sahip iki partinin hangi ilkeler çerçevesinde bir araya geleceğini göstermiş”ti. Kılıçdaroğlu CHP-MSP koalisyonunun hangi saiklerle kurulduğunu en iyi koalisyon protokolünün 3. maddesinin açıklayacağını iddia ediyor ve o maddeyi okuyordu: “CHP-MSP koalisyon hükümeti, kırgınlık ve acıları gidererek bütün geçmişin bir yana bırakılmasını, karşılıklı bağışlama ve hoşgörüye dayanan bir kardeşlik ortamının kurulmasını ilk görev sayar.”

Düzen muhalefetinin ve onun merkezindeki CHP’nin AKP-sonrası dönemi bir hesaplaşma dönemi olarak görmediğini, “devr-i sabık yaratmayacağız” derken bunda ciddi olduğunu zaten biliyoruz, dolayısıyla konuşmanın bu bölümünde esas bakmamız gereken yer burası değil; esas bakmamız........

© soL


Get it on Google Play