Pekin zirvesi ve 'sahnede iki şişman kadın' |
Lütfen buradan kimse yeni nesil hakaret veya cinsiyetçilik çıkartmasın. Birçok dilde bulunan bir deyim bu. Tam olarak şöyle söyleniyor: “Şişman kadın sahneye çıkmadan opera bitmez”. Tahmin etmek güç değil. Kaynağı opera sanatı. Bir yoruma göre Wagner’in Nibelungen Yüzüğü adlı eserinde finale yakın sahneye çıkan ve dolgunca bir kadın olarak betimlenen Brünhild karakterinden esinlenilerek üretilmiş bir deyim.
Pekin’de bu hafta gerçekleşen Çin Halk Cumhuriyeti – Amerika Birleşik Devletleri zirvesi bana bu sözü hatırlattı. Küresel hegemonya mücadelesinin iki “prima donna”sını da aynı sahnede gördük. Dünyanın bir finale gittiğinin iddia edebileceğimiz gibi yeni bir döneme girmekte olduğunu da ileri sürebiliriz bu sahneye bakarak.
Zirvede görüşülen konulara filan girmeyeceğim. Günlerdir çeşitli izliyor, dinliyoruz. Sadece SoLTV’nin haber bültenini dahi izleseniz yeterli olur fikir edinmek için.
İki ülkenin kapasiteleri, güçlü ve güçsüz yönleri sayısal olarak biliniyor. Bu standart verileri ölçebiliyor, karşılaştırabiliyorsunuz. Ekonomik büyüklük, üretim kapasitesi, doğal kaynaklar gibi. Ancak bir de aynı kolaylıkla ölçülemeyenler güç faktörleri. Örnek olsun, ülkedeki halkın duygu durumu, devlete inancı, bağlılığı böyle unsurlar. Tahmin yürütebilir, kamuoyu yoklamalarıyla bir miktar çözebilir ama tam olarak tespit edemezsiniz.
Mesleğimden dolayı öznel olabilirim ama diplomatik kapasite de, net olarak ölçülemeyen bir değer. Bir kere diplomasi akıl gerektiriyor. Onu da ölçmek çok güç ama yokluğu miktarından daha kolay anlaşılabiliyor.
Diplomasinin ölçülebilir yönlerinden biri diplomatik temsilcilik sayısı. 2024 verilerine göre dünyada en çok ülkede Büyükelçiliğe sahip olan ülke Çin Halk Cumhuriyeti. ABD de onu çok yakından takip ediyor. Çin’in 173, ABD’nin 168 Büyükelçiliği var. Bu sayılara uluslararası kuruluşlar nezdindeki Daimî Temsilcilikleri, Başkonsoloslukları ve diğer temsilcilikleri de eklediğinizde sıralama değişmiyor.
Diplomasi çok uzun yıllardır salt temsilciliklerle ve diplomatlarla yürütülmüyor. İletişim devrimi o çağı kapattı. Şimdi temaslar da, bilgiler de parmak dokunuşları yakınlığında. Peki diplomasi sadece iletişim ve bilgi derlemekten mi ibaret? Elbette değil. Diplomasinin bugün de önemini koruyan işlevi fikrî hazırlık. Savaştaki lojistik gibi düşünün. Mazot yoksa tank, kerosen yoksa avcı uçağı çalışmıyor. Fikrî hazırlık olmayınca da diplomasi yolda kalıyor.
Herhangi bir ikili toplantı ya da zirveye katılan devletin yöneticilerinin bilmeleri ve söylemeleri gerekenleri hazırlayanlar diplomatlardır. Üstelik bunu ham bir yığın halinde atıp kaçma lüksleri yoktur. Hangi bilginin nerede ve ne miktarda kullanılacağını da belirlemek durumundadırlar. Örneğin, “şu konu açılmaz ise hiç girilmeyecek, açılması halinde şunlar söylenecek ya da bu konuyu karşı taraf açmasa da bizim açmamız ve şu şekilde takdim etmemiz lazım”.
Zirve veya toplantı iki dünya devi arasındaysa........