menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mesele Maduro değil, sen hâlâ anlamadın!

71 24
05.01.2026

Haftanın ortasına doğru gelindiğinde düşünmeye başlıyorum ne yazacağımı. Bu hafta da Somaliland’ı mı etraflıca anlatsam, oradan Yemen’e mi sıçrasam, İran’daki gösterilere mi değinsem yoksa Suriye’deki ve Türkiye’deki birbirleriyle bağlantılı gelişmeMEleri mi ele alsam derken, gündemin göbeğine oturdu Venezuela’ya yönelik alçakça saldırı..

Olayın üzerinden 24 saat geçmeden herkesin Venezuela uzmanına dönüştüğü bir ülkede meselenin özüne dair söylenmedik pek az şey kaldı aslında. Ben ne Venezuela uzmanıyım, ne de genel olarak Latin Amerika. Kıtaya dair bildiklerim çalışma hayatımla değil, kişisel merakımla ilgili. Esasen gözümüzün önünde olup biteni kavramak için uzmanlık da gerekmiyor.

Orta ve Güney Amerika tarihinin son 63 yılında sürekli yaşananların yeni bir örneğine tanık olduk. soL Haber portalı bunu tek görselle özetlemiş.

Sonuçta, ABD Yönetimi, Birleşmiş Milletler’e üye bir devletin başkentine saldırdı ve Devlet Başkanı’nı görev yaptığı yerden kaldırıp kelepçeleyip yargılamaya soyundu. Şurada net olalım. Bu “power politics”le, süper güç veya hegemon devlet olmakla filan izah edilecek bir durum değil. Ortada apaçık bir gangsterlik var.

Bu sözcüğü kullanırken teyit ihtiyacı hissettim ve baktım. Tahmin ettiğim gibi ABD kökenli çıktı. Çete halinde suç işleyenler için kullanılıyor. Karşımızdaki tam da bu. Üstelik işlenen fiilin niteliği, salt bu kavramın çok tartışmalı olduğu uluslararası hukuka göre değil, ABD kanunlarına göre bile suç. Ben demiyorum, bunu ABD’li hukukçular söylüyorlar. Neyse, o kendi sorunları. Umarım ABD halkı bir gün bu sorunu çözer ve sorumlularını yargı önüne çıkarır.

Biz gezegende yaşayan diğer halklar açısından bakalım.

Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ikinci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına bakarsanız Trump ve etrafında toplanmış gangsterlerin neyi ihlal ettiklerini açıkça görebiliyorsunuz. Burada tartışacak bir şey yok.

BM genel merkezinin New York’ta olduğunu az çok herkes bilir ama sadece bu işin uzmanlarının bildiği bir hususu anımsatmakla yetinelim. Uluslararası anlaşmaların bir yediemini (depositary), yani emanet edildiği bir ülke olur. BM Şartı’nın emanet edildiği ülke de ABD’dir. Ciğer kediye emanet edilmiş, o da bunu afiyetle yemiş anlayacağınız.

Bu noktadan itibaren Maduro şunu yapmış, meşru muymuş, değil miymiş bilmem kim bunu demiş, Venezuela halkı yoksul bırakılmış gibi vıdı vıdının hiçbir anlamı yoktur. Bunlar liberal gevezeliktir. Şayet alıklıktan kaynaklanmıyorsa, amacı da işlenen suçu örtmektir.

Venezuela’da Trump çetesi tarafından gerçekleştirilen adam kaçırma eyleminin ilk saatlerinden beri meselenin Türkiye’de ve dünyada tartışılmasını bu eksene çekmeye çalışanlar ve sosyal medyada gördüğüm kadarıyla bu konuda belirli bir başarı sağlayanlar işlenen suçun ortağıdırlar.

Bu yaşam türleri........

© soL