Korunmayan ülke, korunmayan halk

Ukrayna-Rusya savaşının ilk başlarında Türkiye’de kısa süreli bir mayın paniği yaşanmıştı. O zaman yazdığım yazıyı şuraya bırakayım.

Şimdi ise gündemimizde sağda solda zuhur eden insansız hava araçları var.

Aradan 3,5 yıldan fazla zaman geçmiş. İki olay arasında farklar da var benzerlikler de. En büyük fark, ciddi bir risk içermediği halde bir hayli abartılı şekilde çekiştirilen mayın konusunu aksine “başıboş” insansız hava araçlarının eni konu tehlikeli bir sürece girildiğini işaret etmesi.

Meselenin bir “kim attı?” kısmı var. Ancak en az o kadar önemsenmesi gereken kısım kimin ve neden tutamadığı.

Arka plandan başlayalım. Ukrayna-Rusya savaşının diplomatik cephesinde iki değişik süreç yürüyor. ABD’deki Trump yönetimi biraz da ittir kaktır yöntemlerle savaşı hızla sona erdirmeye çalışırken “müttefik” savaşın uzaması ve mümkünse yayılması için yoğun bir çaba içerisinde görünüyor.

Avrupa’nın bu tutumunu anlamlandırabilmek kolay değil. Tamam biliyoruz, Avrupa sermayesinin kâr hadleri düşüyor, Çin ve ABD karşısında rekabet gücü azalıyor. Böyle durumlarda kapitalizmin el kitabı sermayeye savaş aramasını öğütler. Yine de ABD’nin aksi yönde hareket eder göründüğü bir durumda Rusya’ya saldırmaya kalkışmanın sonuçları pek parlak olmaz gibi geliyor bana.

Buna karşılık sanayinin askerileştirilmesi elbette örneğin Çin rekabeti yüzünden yerlerde sürünen Avrupa otomotiv sanayii için bir kurtuluş reçetesi olarak görülüyor olabilir. Devlet bütçelerinde zaten kuşa döndürülmüş olan sosyal harcamalar daha da kısılır, halka harcanması gereken kaynak “yakın savaş tehlikesi” sebebiyle çoğunlukla özel sermaye elindeki silah şirketlerine aktarılır. Artan kârlar şahsi servetlere katılır. Buraya kadar tamam.

Çok iyimser ya da Avrupa sermaye düzenlerinin aklına gereğinden fazla güveniyor olabilir ama ABD’nin katılmadığı bir denklemde Avrupa da kalmaz, sermayesi de. Açalım.

Putin geçtiğimiz haftalarda bir kez daha söyledi: “Biz Avrupa’ya saldırmayacağız ama bize saldırırlarsa Avrupa’da barışı konuşacak adam bulamayız.”

Putin’in sözlerinin tercümesi şu: “Ben Avrupa’nın Rusya’ya yönelik bir saldırısına salt konvansiyonel güçle karşı koyamam, nükleer düğmeye basarım, hepiniz üzülürsünüz!”

Bir kere sık sık yinelemesine de gerek yok. Bu Rusya’nın yeni güncellediği savunma doktrini. “Yenileceğimi gördüğüm bir boks maçında tekmeyi sallar suratınızı dağıtırım” diye de özetleyebiliriz.

Bu noktada Rusya’nın Avrupa’ya yönelik bir saldırı gerçekleştirecek konvansiyonel gücü olmadığı tespitinin sadece bana değil yine Rusya’ya ait olduğunu da yineleyelim de, memleketteki CSKA Moskova taraftarları alınmasın. Sonra saçma sapan tepkiler veriyorlar.

Manzara böyle iken, Avrupa sermayesi sonuçtan ziyade süreç odaklı davranıyor herhalde diye düşünüyorum. Tırmandırayım, silahlandırayım........

© soL