Siyasetin hukuku çiğneme ilkesi
Türkiye'nin yakın tarihinde kırılma üzerine kırılma yaşıyoruz. CHP’nin hukuksuz bir biçimde Asliye Hukuk Mahkemesi eliyle esir alınmaya çalışılması bu kırılmaların son halkası. Neden tarih bu kadar hızlandı ve yolcularını bu derece sarsıyor? İki nedenle: Çokça söylendiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş kodları ortadan kaldırılıyor. Birincinin de nedeni olarak ikincisi, Türkiye kapitalizmi içeride eşitsizliği çok hızlı bir şekilde derinleştirirken elde ettiği muazzam sermaye birikimiyle dışarıya yayılmak istiyor. Biriken karlarla tetiklenen bu kabına sığmazlık, siyasi aktörünü AKP’de buldu. Birbirlerini tamamlamalarının arkasında bu hakikat var.
Her yıkılma ve yeniden kurulma momenti en fazla hukuk kurumunu vurur. Çünkü hukuk; hayatın hızla akan siyasal, sosyal ve iktisadi gerçekleri karşısında işlevsel ve prosedürel olarak muhafazakardır. Bugün otoriterliği ve keyfi iktidarı açıklamak için en sık referans verilen isimlerden biri olan Carl Schmitt, sağcı bir hukuk ve siyaset teorisyeniydi. Bu iki alanı güç temerküzünü gerekçelendirmek üzere bir araya getiren bu ismin son yıllarda daha fazla okunması ve tartışılması tesadüf olmasa gerek. Yalnız, onun tutuculuğu değişim alerjisinden değil karşı-devrimciliğinden geliyordu.
Bugünün Türkiye’sine baktığımızda da değişim arzusu ile statükoculuğun eş zamanlı olarak işlediğini görüyoruz. Bir yandan, yayılmacılık ve Cumhuriyet yıkıcılığı tüm yerleşik normlara ve kaidelere takılmaksızın yol alsın isteniyor. Diğer yandan ise, bu dönüşümün, sınıf ilişkilerinde ve Türkiye’nin emperyalist sistemdeki yerinde radikal bir altüst oluşa yol açmaması için tedbir alınıyor. Bu nedenle, Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu süreçte sınıfsal bir statükoculuk güçlü bir damar olarak var olabiliyor.
Bunun gibi hızlı akan karşı-devrimci yıkılma ve yeniden kurulma momentlerinde eski düzene temelini veren hukuki kaidelerin üzerinden silindirle geçilir. Çünkü böyle bir momentte, yani siyasi iktidar ile sermayenin eş zamanlı diktatörlük arayışında olduğu dönemlerde eskiyi yıkmak kanun dışına çıkmayı gerektirir. Aslında yaşadığımız tam olarak budur.
Bakmayın, her şeyin siyasi otoriterleşme ile açıklanmaya çalışılmasına. Siyasi otoriterleşme, biraz kestirme biçimde ifade etmem mazur görülürse, bir araç ve sonuçtur. Açıklamaya oradan başlayamayız.
Türkiye’nin yaşadığı bu........
