Venezuela, Türkiye ve emperyalizmin yalın hali

ABD’nin Venezuela’ya dönük askeri saldırısı yalnızca Latin Amerika’yı ilgilendiren bir gelişme değil, emperyalist sistemin nasıl işlediğini ve sistem içinde yer alan ülkelerin gerçek konumlarını bir kez daha açığa çıkaran önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Caracas bombalanıp da egemen bir ülkenin Devlet Başkanı bir gece ansızın başkanlık konutundan alınıyorken aynı anda Ankara’da veya başka başkentlerde söylenegelen bütün o “stratejik ortaklık”, “müttefiklik”, “dostluk” masallarının ne kadar sakil, sinik bir hal almaya başladığı malum değil mi?

Öyle büyük bir namussuzluk ki bu, saatler saatleri kovalarken daha önce yakın dost olarak defalarca parlatılan Venezuela Devlet Başkanı’nın kaçırılması olayına ilişkin iktidar kanadından tek bir açıklama dahi yapılamıyor. Yapılan paylaşımlar siliniyor. Bütün bir medya İran bombalanırken de gördüğümüz gibi hipnotize olmuş halde ABD’nin askeri kapasitesini öven yayınlarına devam ederken en küçük bir çatlak sese dahi müsaade edilmiyor. Ve nihayet Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada da "Venezuela Krizi" olarak isimlendirilen saldırının tüm taraflarına "itidal" çağrısında bulunulup geçiliyor...

Dostunuz Trump açıktan haydutluğa soyundu. Madem dostsunuz buyurun söylesenize yüzüne karşı yaptığı haydutluğu!

Ülkelerin egemenlik haklarını elini kolunu sallayarak çiğneyebilen, doğal kaynaklar üzerinde kafasına göre hak iddia edebilen ve insanlık dışı eylemlerine kılıf dahi aramayan bir emperyalist güçten söz ediyoruz. Ve ne yazık ki kendi ülkemizde böyle bir güçten “müttefik” diye söz edebilen omurgasızlığın kitabını yazmış bir iktidarla karşı karşıyayız. Ayağını bu sistem içine basan tüm “ittifakların” esasta emperyalist hiyerarşi içindeki ast-üst ilişkileri anlamına geldiğini bundan daha iyi anlatan bir fotoğraf olamaz. Buna rağmen hâlâ ABD ve NATO yanlısı pozisyonlarını açıktan sürdürenlerin vatanseverlik anlayışları ise elbette göz........

© soL