Odadaki Fil |
Bir değil birden fazla var o fillerden şimdi.
Geçen asrın insanlarından, hatta geçen asra da gerek yok, milenyumun ilk yıllarından ortalama bir vatandaşı sokaktan çevirip günümüze getirsek, ana hatlarıyla derli toplu şu dünyanın ve Türkiye’nin haline vakıf olacak kadar anlatsak ve sonra da televizyonları izletsek, gazeteleri okutsak... Temel meselelerin ve kaynaklarının son derece sade, açık ve anlaşılır olduğu bu dünya tablosu içinde ahalinin ne kadar yüzeysel, dayanaksız, boş laflarla meşgul edildiğini gördüğünde dumura uğrayacaktır.
Evet odanın orta yerinde iri yarı cüssesi, kalın kulakları, uzun hortumu, sivri dişleriyle ‘buradayım’ diye bağıran, cam çerçeve, tabak çanak, masa sandalye görmeyen devasa bir fil var. Fakat henüz o meseleye eğilenlerin sayısı ne yazık ki pek az…
Filistin davasını sahiplendiğini iddia eden hükümet bir yandan Gazze için timsah gözyaşları dökerken diğer yandan İsrail’in katliamlarını sürdürmesinde yaşamsal öneme sahip kaynakların Azerbaycan dolayımıyla aktarılmasını ve İsrail’in savaş gücünü beslemeyi aralıksız sürdürdü.
Aynı hükümet Suriye’de kendi öncülüğünde gerçekleştiğini öne sürdüğü siyasi dönüşümü canhıraş alkışlarken, sağduyulu bir değerlendirme yapabilen herkesin rahatlıkla tespit edebileceği yeni dengelerin İsrail’e sağladığı olağanüstü avantajı görünmez kılmaya çalıştı. Rusya ve İran’ın kapsamlı geri çekilmesi, direniş ekseninin kırılması, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin ortadan kaldırılması ve toprakları üzerinde etkin kontrol sağlaması mümkün olmayan bir Suriye’nin yaratılmasıyla kaderine terk edilen Filistin halkının yılana sarılır gibi kendilerine sarılacağını beklediler… Yani bir yandan laf kalabalığı yaparken diğer yandan da görülmemiş bir ihanet senaryosunu hayata geçirmiş oldular.
Sonra başka bir yaygara kopardılar.
Büyük Ortadoğu’nun Yeni-Osmanlısı........