Gassal elindeki meyyit

Geçtiğimiz günlerde Süleymancılara yönelik başlayan operasyonlarda ortaya dökülenler kimseyi şaşırtmadı. Sayısız yurt, lüks özel hastaneler, gıda şirketleri ve milyarlarca liralık kapalı, karanlık bir ekosistemle karşı karşıyayız. Din kisvesi altında topluma ve kamu kaynaklarına sülük gibi yapışan bir başka organize örgüt daha...

İktidarın tarikatlar arasında ayrım yaptığı bilinen bir gerçek; kendi siyasi alanlarında kendilerinden olmayanların dolaşmasından rahatsız oluyorlar. Ekrem İmamoğlu’nun aslında Erdoğan’ı iktidara taşıyan çevrelerle benzer ilişkiler kurabilmesinin onu nasıl bir tehdit hâline getirdiğini daha önce de ifade etmiştik. Tarikatlar geleneksel olarak iktidarın siyasi alanındadır ve istisnasız bütün tarikatlar da yasa dışı örgütlenmelerdir.

Günümüzde maalesef tarikatların durumu kanıksatılmış, “ne yapalım bu toplumun gerçeği işte” denilerek iyi cemaat-kötü cemaat ayrımı yapılmaya başlanmıştır. Bu tamamen bir safsatadır ve tarikatların hepsi zararlıdır. İsimleri veya liderleri kim olursa olsun, insanın aklını, vicdanını ve özgür iradesini elinden alıp onu kayıtsız şartsız biat ettirme esasına dayanırlar. Sadece kapalı ve denetimsiz oldukları için değil, aynı zamanda çağ dışı oldukları için de yozlaşmaya, istismara ve dış güçlerin rahatça kullanabileceği birer aparata dönüşmeye mahkûmdurlar. Anayasa'nın 174. maddesiyle güvence altına alınan 677 sayılı Devrim Kanunu'na göre de Türkiye'de tarikat faaliyetleri tamamen yasa dışıdır.

Fakat ne zaman tarikatların devasa ekonomik ve siyasi yapılanmaları, işledikleri karanlık suçlar veya istismar vakaları gündeme gelse, birilerinin hemen durumu aklamaya soyunduğuna, sivil toplum........

© soL