menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'FETÖ’nün siyasi ayağı'nı arayanlara

33 0
09.08.2026

Fethullah tarikatının siyasi ayağına ilişkin tartışmalar ve "üzerine gidilmediği” yönündeki değerlendirmeler yıllardır gündemde kaldı. Bu tarikat yargıda, askeriyede, emniyette ve daha birçok yerde devasa bir güce ulaşmıştı. Bunun siyasi bir iradeye yaslanmadan mümkün olamayacağı ortada olduğu için, “siyasi ayak” sendromu sürdükçe sürdü. 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında devlet içinde geniş çaplı tasfiyeler ve yargılamalar yürütüldü. Ancak bu süreç; kararları alan, ön açan ve örgüte fırsat sağlayan siyasi kadrolara uygulanmadı. Bu yöndeki toplumsal kanaatin yanlış olduğunu kim söyleyebilir?


Yetkili merciler, bu konuda daha önce yaptıkları açıklamalarda sorumluluğu hep geçmiş dönemlere veya “aldanmalara” yıkma eğiliminde oldular. Kimi zaman da faturayı tarikatın zaten göz önündeki halkla ilişkiler figürlerine kestiler. Örneğin Numan Kurtulmuş, tarikatın devlet bürokrasisine sızma eylemlerini tamamen geçmiş hükümetlerin zafiyetine bağlamıştı. Veya Ahmet Davutoğlu'nu hatırlayalım. "FETÖ'nün siyasi ayağını açıklayacağım" diyerek tüm Türkiye'nin gözünü diktiği bir basın toplantısı düzenledi ve orada siyasi ayağın Hakan Şükür olduğunu söyleyiverdi.


Örgütsel niteliği itibarıyla Fethullahçılar; ordu, emniyet, yargı, mülki idare, eğitim, medya ve finans sektörleri başta olmak üzere ülkenin bütün kılcal damarlarına sızmıştı. Hiyerarşik ve hücre tipi gizlilikle çalışan bu yapı, "hüsnüniyet" ve "tedbir" kılıfı altında her türlü ahlaki ve hukuki sınırı çiğniyordu. ABD ve NATO himayesindeki Komünizmle Mücadele Derneklerinin, Ülkü Ocakları ile beraber en önemli........

© soL