Küçük Prens ile |
Dünya’da en çok okunan kitaplar arasında imiş: “İncil”, “Kapital” ve “Küçük Prens” ilk üçü paylaşmaktalarmış. Bir süredir kaybettiklerimizin yasına giriyorum zaman zaman. Yas başlıkları bitmek bilmiyor, hepsi bir bütünün parçaları aslında… Hepsini bir yapboz gibi birleştirince kocaman, iğrenç, şekilsiz ve pervasız o sistemi işaret ediyor: kapitalizm. Öyle tehlikeli ki, paradan, sömürüden ve ezmek için güç biriktirmekten başka hiçbir yetisi olmayan, karanlığın ve geleceksizliğin adı kapitalizm. “Küçük Prens” in incelikleri de bir Gülten Akın şiiri olan “İlkyaz”ı, o hepimizin bildiği ve bizi derinden etkileyen şu dizeleri hatırlatıyor.
“Ah, kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya
Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar
Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya
Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı
Bakıp kapatıyorlar
Geceye giriyor türküler ve ince şeyler”
İşte, Küçük Prens de nahifçe soruları, dünyaya şaşan bakışları ile bizi elimizden tutup başka bir dünyanın eşiğinden geçmeye çağırıyor. Bir türlü sonu gelmeyen karanlıkların, bitmek tükenmek bilmeyen büyük politikaların gölgesinde yeşermesine izin verilmeyen insani ve kırılgan yönümüze sesleniyor Küçük Prens.
"'Hoşça git' dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez” Küçük Prens unutmamak için tekrarladı. 'Gerçeğin mayası gözle görülmez.'”
Nasıl başlıyordu kitap, hatırlayınız.
“Altı yaşındayken bir gün, balta girmemiş ormanlar üstüne yazılmış “Yaşanmış Öyküler” adlı bir kitapta müthiş bir resim görmüştüm. Bir hayvanı yutmakta olan bir boa yılanını gösteriyordu.”
Hatırladınız mı? Şapka meselesi hani… Şu yetişkinlerin, altı yaşındaki çocuğun çizdiği resme bakıp, pöh bu elbette bir şapka dedikleri… Oysa resimdeki, fili yutmuş bir boğa yılanıdır. Yazarı Fransız Antoine de Saint-Exupery; 1900 yılında doğup 1944 yılında görevli olarak Korsika’dan havalanır ve bir daha........