We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Birkaç yağmur damlası

35 24 10
02.08.2020

Gücenmiş ve kırgın bir buğu var başımda. Küçük kızımın dediği gibi, “Kalbim böyle söylüyor. Etim de yüreğim de ağlamaklı. Hafifçe, sessizce, mutlulukla yaşamak varken; bu sızı eşliğinde, bir öfke kamburuyla, ağzımda kekre bir tadla uzayan günlerin içinde yürek çırpıntılarıyla haber okumaya korkuyorum. İstanbul Sözleşmesi’ne öyle ihtiyaç olmamalı ki mesela, hükümsüz kalmalı. Vay demeliler yarın olduğunda, vay vay şu hâle bakın hele, kadınları, çocukları böyle mi korumaya çalışıyorlarmış, tüm bunlara ihtiyaç duyan bir toplum, nasıl bir toplummuş. Öyle demeliler, tarih kitaplarında “İnanılmaz Ama Gerçek” bölümünde yer almalı yaşadıklarımız, onca kıyım, onca kadın cinayeti ağır geliyor.

Sanata sığınıyorum; en güzel dokunuşa. Dostoyevski’den Karamazov Kardeşler cebimde, Jose Saramago’nun Bütün İsimler’i aklımda, Victor Hugo’nun yazımı on yedi yılda tamamlanan muazzam Sefiller’i ise kalbimde. Yarını yakın yapacak olan sanat yüreğimi genişletiyor, su serpiyor dağlanan yerlerime. Güzele, iyiye ve insana olan inancım pekişiyor. “İnsan başka bir insanı sevmeli.” sevmek ve eylemek bütünlüğünden doğacak belki yeni insan. Dedim ya, sanat panzehiri olabilir bütün gorgolaşmaların ve bizleri gorgolara karşı bir dokunulmazlık zırhıyla kuşatabilir; mağrur, gururlu ve alabildiğine alçakgönüllü bir bilgelikle tüm insanlığı kucaklamaya hazır eder bizi belki.

Şöyle yazmışım Pamuk Kadınlar’da, burada da yeri var, devam ediyorum: Sanat yapıtı, gelişigüzel saplantılara değil, özel olarak seçilmiş, mantıksal bir biçime sokulmuş olaylara dayanır. Bundan ötürü sanat yapıtını kavramak, görünüşten derinliğe, ön plandan arka plana derinleşmek anlamına gelir. Sanatın dili duyulara hitap ederek duygusal tepki yaratmaya yönelik bir dildir. Örneğin yukarıda sözünü ettiğim kitaplar, bizlerin duygusal yoğunluğa ve hazza ulaşmamıza; bunun sonucunda da yaşantısal gerçekliği farklı boyutlarda görerek, temel ahlaki normları, üretim ilişkilerini ve bunları çepeçevre örten perdeyi aralamamızı sağlar. İdeoloji, gerçek dünyayı bozulmuş, sınırları belirsiz ve çarpıtılmış bir biçimde algılamamıza neden olur. Diyelim edebiyat, bu çarpık algılamanın yaşantısal izlenimlerini aktarmak, bunu yarattığı kurmaca dünya içinde, yeniden karıp dağıtarak,........

© soL