Marksist sendikal / siyasal mücadele |
Gerek Türkiye’de, gerekse dünyada, işçi sınıfı mücadelesinin yeterince güçlü olmadığı bir süreç yaşanıyor. Bunun birçok nedeni var. Neoliberalizm adı altında özellikle 1980 sonrası kapitalist sistemin emeğin bireysel ve kolektif haklarına yönelik saldırısı, başlıca faktörler arasında sayılabilir.
Kuşkusuz Sovyetler Birliği’nin çözülmesi, sosyalist sistemin çöküşü de, önemli bir nedendir. İşçi sınıfının yapısındaki değişme, egemen ideolojinin emekçi kitleleri etkilemesi, sendikal hareketin daha uzlaşmacı bir konuma evrilmesi, sendikal bürokrasinin güç kazanması, işçi hareketinin yeterli mücadeleyi vermemesinde önemli faktörler olarak sıralanabilir.
Tabii sendikal ve siyasal mücadelenin birlikteliğinin eksikliği de önemli bir faktördür. Bu yazımızda özellikle Marx, Engels ve Lenin’in görüşleri üzerinden sendika-siyaset ilişkisini yorumlamaya çalışacağız. Bu konuda Marksist ustaların görüşlerinin yer aldığı “Sendikalar Üzerine, Bilim Yayınları, 1975” adlı kaynaktan yararlandık.
‘Direniş merkezi olmalı’
Karl Marx, sendikal ve siyasal mücadelenin birlikteliğini İngiltere’deki Çartist hareketi (1832-1848) örnek vererek ifade eder. İşçi sınıfının ilk siyasal hareketi olan Çartist hareket, öncelikle işçilere oy hakkı verilmesini ve parlamentoda temsil edilmesini savunan 1 milyon 200 bin kişinin imzaladığı bir bildirge ile ortaya çıkmıştı.
Marx, “Felsefenin Sefaleti” adlı eserinde “… sendikaların örgütlenmesi, şimdi Çartist adlı geniş bir siyasi parti oluşturan işçilerin siyasi mücadeleleriyle birlikte gelişmiştir” görüşünü savunur. Sendikaların görevleriyle ilgili olarak da Marx’ın görüşü şöyledir:
“Sendikalar, özgün amaçlarının (günlük ekonomik mücadelenin) yanı sıra artık daha büyük çıkarları olan tam kurtuluş için işçi sınıfının örgütlenme merkezleri olarak bilinçle hareket etmeyi öğrenmelidirler. Bu amaca yönelik her toplumsal ve politik harekete yardımcı olmalıdırlar” (Marx, Engels, Lenin: Sendikalar Üzerine).
Yine Marx, değişik bir ifadeyle, sendikaların günlük ekonomik mücadelenin ötesinde ücretli kölelik sistemini kaldırmaya dönük bir “direniş merkezi” olmaları gerektiğini, bunun için “bir manivela olarak kullanılmadıkları zaman genellikle başarısız“ olduklarını ifade eder.
İşçilerin grev türü eylemleriyle işgünü kısaltmaya dönük hareketlerinin özünde ekonomik olduğunu belirten Marx, 8 saatlik işgünü mücadelesinin ise politik bir hareket olduğunu belirtir.
Üretim araçlarının sahipliği
Friedrich Engels de, salt sendikal bir mücadelenin sınırlılığına değinerek “bütün iş araçlarına – toprak, hammadde, makine – dolayısıyla KENDİ EMEĞİNİN ÜRÜNÜNÜN TÜMÜNE sahip olmadıkça işçi sınıfı için gerçek kurtuluş yoktur” der.
Vladimir........