‘Aşk, devrimci bir örgütlenmedir’ |
Günlerden “Sevgililer Günü”: 14 Şubat. Güne özgü bir şeyler yazalım, dedik. Aynı zamanda bir kitap tanıtımı olsun. Tanınmış edebiyatçı ve yazar İnci Aral’ın “Aşkın Güzelliği” isimli bir kitabı var. 2019 yılında, Kırmız Kedi Yayınevi’den çıkmış…
İnci Aral, kitabının girişinde aşkın sayısız tanımının yapıldığını belirtiyor; “kimilerine göre aşk bir yalandır, hayal gücünün ürünüdür. Yanılsamadır. Boyun eğmedir. Kimine göre sadakattir, kimine göre cinselliğin süslenmiş hali…”
Bu tanımların tümüyle öznel olduğunu belirten İnci Aral şöyle devam ediyor: “Aşık olmak bir yeniden doğuş, başkaldırı, atılımdır”. Aral, insanın aşık olduğunda yeni bir duruma geçtiğini, öncelikle kişisel bir sıçrama yaşadığını ve bir anlamda yeniden doğduğunu anlatmaya çalışıyor.
“İşte” diyor, İnci Aral; “Bu bir devrimdir. Her devrim insanı hayattaki yapay, edilgen rolünü bir kenara bırakıp daha etkin ve anlamlı olanı aramaya yöneltir. Ama bunun için özgür iradeye sahip olmak gerekir.
Aşk, iki yalnız insanı kendi arzu ve iradeleriyle bir araya getirirken bütün eski bağlarından koparıp özgürleştirir. Ortak bir amaçla, engellerle mücadele etmek üzere bir araya getirir… aşkın bir özgürlük eylemi,… varlık alanı ne kadar dar olursa olsun özünde devrimci bir örgütlenme olduğunu söyleyebiliriz”.
Yalnız olmanın aşka düşme olasılığını arttırdığını belirten İnci Aral, aşık olmak için aşka hazır bir ruh hali içinde bulunmanın gerekliliğine değiniyor. Aşka hazır oluşumuzun, dışımıza da yansıdığını söylüyor.
Aşkta mesafenin kapanması, içtenliğe bağlı. Aşkın içerdiği “tehlikeli olasılıklara” rağmen cesur davranan, karşısındaki etkileyip ondan etkilenen kişilerin aynı zamanda bir “gönül eğitimi”nden geçtiğini de vurguluyor İnci Aral.
Aral’ın bu arada kullandığı bir tanım da şu: “Aşk bir büyülenmedir”. Bu deyimi İspanyol filozof Jose Ortega Gasset (1883-1955) de kullanıyor: “Aşk olmak aslında bir büyülenmedir” diye.
Ortega Gasset, sonra da ekliyor: “Ayakların yerden kesilmesi demek, insanın kendi ayakları üzerinde yürümemesi, başka birisi ya da başka bir şey tarafından taşındığını duyumsaması demektir” (Sevgi Üstüne, Yapı Kredi Yayınları).
Gasset’le devam edelim: “Sevgide var olan şey, büyülenme nedeniyle teslim olmaktır”. Sevgideki duyarlılığın, inceliğin ve derinliğin önemine değinen İspanyol filozof, “İnsan nasılsa sevgisi de öyledir”. Yani diyor ki; “İnsan sevgisinden tanınır”…
Tekrar İnci Aral’a dönecek olursak, karşımızdaki kişiyi tanıdıkça sevmenin daha sağlıklı olduğuna işaret ediyor. Diyor ki, “ Bir aşk ilişkisinin yavaş ve tedbirli başlaması, zamanla derinleşip zenginleşmesi geleceği adına daha iyi sonuç verir”.
Ünlü Fransız yazar Stendhal’e (1783-1842) göre de, “en verimli aşk, yavaş ilerleyen aşktır. Çünkü sevenin ötekine yaptığı yatırımın kök salıp güçlenmesi, bir inanç ve netleşme sürecinden geçmelidir”. Evet, yine “Aşkın Güzelliği” ile devam edelim:
“Aşk ağırlıklı olarak bir gelecek tahayyülüdür: Elimizdekini kaybetme korkusunu yendiğimizde, sevdiğimiz insandan daha değerli hiçbir şeyimiz olmadığına inandığımızda büyüktür.
Yaşadığımız bütün geçmiş aşklardan sonra karar kıldığımız gerçek sevgi ise, insanın hayatı boyunca bir kez, bilemediğin iki kez yaşayabileceği, bütün savunma silahlarını indirip ötekine teslim olduğu yerdir”.
İnci Aral, defalarca aşık olsak bile her aşkın yeni olduğunu, aşıkların ilk aşklarındaki kadar acemi olduklarını vurguluyor. Devamla, “Aşk bağışıklık kazanılması imkansız bir hastalığa benzer. Aynı hatalar, aynı zayıflıklar, kaçış ya da teslim oluşlar yaşanır her seferinde”.
Yazarımız Aral, kitabında aşktaki sorunlara, bitişlere, sadakatsizliklere de değiniyor. Ayrılık konusuna da önemli bir yer ayırıyor. Ayrılık sonrası, yeni bir aşk için de “reçetesi” var.
Günümüzdeki toplumsal koşullar nedeniyle aşkın saflığının kaybolduğu bir çağı yaşadığımızdan söz ediyor. Ama umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Son sözü yine İnci Aral’a bırakalım:
“Günümüzün aşkları derinliğini, saflığını, büyüklüğünü yitiriyor belki ama aklı başında hiç kimse ondan bütünüyle vazgeçmiyor. Bu yüzden umutsuz olmaya gerek yok. Aşk, bu önemli insanlık deneyimi, tarih boyunca benzer dönemler yaşadı ama yok olup bitmedi.
Aşka ihtiyacımız var. Her zaman olacak. Aşk, özgün, yaratıcı, devrimci ve özgürleştirici özellikleriyle insanlar var oldukça varlığını sürdürecektir”.
Sevgililer Gününüz kutlu, olsun, devrimci mücadeleye ve aşka devam…