We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Zafer ya da Hiç!

8 2 1
04.03.2021

Özgürlük olgusu toplumsaldan bireysele dönüşen ahlakın itici gücüdür. Özgürlük ahlakileşmediği daha doğrusu özgürleşemediği takdirde şiddete dönüşür. İnsanlığın var oluşuna aykırı bir aşamaya evrilir ve kendisine yabancılaşır.

Kropotkin’e göre özgürlük “başlı başına mutlaktır ve yalnız başına kendi kendine bir gayedir. Geri kalan her ne varsa vasıtadır. Başka tabirle, gerek kendimizdeki, gerek başkalarındaki nefsi beşer mutlak bir hürmetin konusudur. Beşer şahsına hürmet -Kant’a göre- ahlakın ve hukukun esasıdır.”

Şiddet ise yalnızca bir tekniktir. Normalde ahlakın başladığı yerde şiddet geri çekilir ve sonunda yok olur. Şiddetin ahlakı yoktur. Ahlak yoksa ahlakın şiddetinden bahsetmek mümkün hale gelir. Ahlakın şiddete egemen olduğu durumlar yalnızlık ve depresyon durumlarıdır

Şiddete başvurmadan önce birey amacını ahlakileştirmeyi dener. Bu olmayınca bu defa doğrudan amacını ahlak edinir. Amacını ahlak edinen birey vicdanını rahatlatacak gerekçeyi edinmiş olarak, gönül huzuru içinde amacına katkı sağlayacak şiddetin ve caniliğin her çeşidini hem cinslerine rahatlıkla uygular.

Ünlü anarşist Bakunin’in aşağıdaki sözleri, amacını ahlak edinmiş bir meczubun ruh halini göstermesi bakımından ilginçtir. “Bu yüce davaya hizmet etmek için davulculuk yapmaya, hatta bir alçak olmaya hazırım; davayı saçımın bir telinin uzunluğu kadar bile ilerletmeyi başarırsam, bu bana yeter”.

Davanın içinde kendini eritme böyle başlar. Sonuçta birey giderek bir otomat halini alır. Sınırları soyut ve sonsuz davalar uğruna canlı bomba ve kanlı katil olma serüveni böyle başlar. İdeokratlar (fikir diktatörleri) dava diye adlandırdığı ve bizzat kendi inşa ettikleri alandaki........

© SiyasetCafe


Get it on Google Play