Ermenistan sandık başında: Paşinyan’ın kavgası aşkından büyük
Türkiye-Ermenistan kara sınırı 33 senedir kapalı. Fakat son dört senedir başlayan İstanbul-Erivan direkt uçuşlarıyla Erivan’a 15 kilometre uzaklıktaki Zvartnots Havalimanı’na inenler, kapıda kolayca aldıkları vizenin yanında pasaportlarına bir de geçiş damgası bastırmak zorunda. Büyük ihtimalle Türkiye’den Erivan’a giden birçok kişi için pek önemi olmasa da yarın düzenlenecek seçimlerin sembolü, işte pasaportlara vurulan bu damga.
Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın talimatıyla, Kasım 2025 itibarıyla damga değiştirildi. Damgadan Ağrı Dağı, Ermenice tabiriyle Ararat’ın simgesi çıkarıldı. Sadece damgalardan değil, pasaportlardan da Ağrı Dağı silindi.
Ağrı Dağı, Paşinyan için hayati bir mesele. Geçtiğimiz sene odasına astığı Aragats (bu sefer de Türklerin tabiriyle Alagöz Dağı) resmi bunun en iyi örneği. Sıklıkla Ermenistan’ın en yüksek dağı Aragats’tan bahsediyor, Instagram’da dağın resimlerini paylaşıyor, çocukların “en yüksek dağımız hangisi?” sorusuna verdikleri “Aratat” yanıtlarını kızarak düzeltiyor.
Paşinyan’ın bu çabası karşısında milliyetçilerden aldığı yanıt ise “Türk”. Evet, Ermenistan ve Türkiye’nin birçok ortak özelliğinden en tatsız olanı “Türk” ve “Ermeni” kelimelerinin bir hakaret gibi kullanılması.
Paşiyan’ın Ağrı Dağı’na karşı başlattığı bu savaş elbette kişisel bir takıntı değil. Paşinyan, daha önceki Ermeni liderlerin aksine milliyetçilik ve ulaşılamaz nostaljik hayaller ile koltuğunu korumaya çalışmıyor. Ermenistan’ın, Ağrı Dağı üzerinde bir hak talep etmemesi, bu tür nostalji tartışmalarıyla ekonomik işbirliği fırsatlarını kaçırmaması, uluslararası dünyanın tanıdığı 29,473 kilometre karelik Ermenistan Cumhuriyeti’ne odaklanmak gerektiğini söylüyor.
Paşinyan’a göre ulaşılması imkansız “tarihi Ermenistan” geride bırakılmalı ve eldeki “gerçek Ermenistan’a” bir şans tanınmalı. Tam da bu nedenle, 2026 seçimleri için hazırladığı her görselde Ermenistan’ın haritasını rozet olarak kullanıyor, rakipleri de bu haritayı kullanmasına özellikle öfkeleniyor.
Bu haritada sadece Ağrı Dağı değil, birçok milliyetçinin Ermenistan’ın bir parçası olarak gördüğü Dağlık Karabağ da yok.
Ve ne ilginç ki bir ülkenin haritasını seçim sembolü olarak kullanan Paşinyan, en büyük tepkiyi milliyetçilerden görüyor.
Zira Paşinyan’ı engellemeye çalışan milliyetçilerin hayali “gerçek Ermenistan’ın” çok daha ötesinde; fakat Paşinyan’ın hayatın gerçekleri karşısındaki pragmatik bilgeliğinin fersah fersah gerisinde.
Kadife devrimin fatihi, Karabağ’ın mağlubu
Nikol Paşinyan, Ermenistan siyaseti için yeni bir isim değil. Daha öncesinde Ermenistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan’ın ekibinde yer aldı ve önemli gazetelerde yazarlık yaptı. Uzun yıllardır Batı yanlısı muhalefetin içinde. Koçaryan ve Sarkisyan döneminde ise ülkedeki oligarşiyi, Rus etkisini sıklıkla eleştiren ve bu nedenle 2004’te yazarlık yaptığı gazetenin önüne park ettiği aracı patlatılacak, sırf çeşitli protestolara öncülük ettiği için halkı tahrik ettiği ve kamu düzenini bozduğu gerekçesiyle yedi yıl hapis cezasıyla çarptırılacak kadar etkili biri.
Her ne kadar daha öncesinde Sarkisyan döneminin en ünlü “siyasi mahkumlarından” ve sokak protesto liderlerinden biri olarak anılsa da Paşinyan için dönüm noktası Sarkisyan’ın siyasi kariyerini bitiren 2018 Kadife Devrimi oldu. 2015 yılında “demokratik reform” kapsamında anayasa değişikliğine giden Ermenistan, başbakanlık makamını Cumhurbaşkanlığı karşısında güçlendirmiş ve yarı başkanlık sisteminden parlamenter sisteme geçmişti. Fakat bu anayasal değişikliğin nihai amacı sonradan anlaşılacağı üzere demokratik bir reform değil, görev süresi dolan Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın önünü açmak, güçlendirilmiş bir başbakanlık koltuğunu kendisine sunmaktı.
Nitekim halkın yoğun tepkilerine rağmen görev süresi biten Sarkisyan 17 Nisan 2018’de başbakan seçildi. Putin Rusyası’nı aratmayan bir formülle kısa bir süreliğine ayrıldığı iktidar gücüne yeniden kavuştu.
Sarkisyan’ın koltuğuna yapışma kavgasında Paşinyan ve arkadaşları halkın tepkisini mobilize etti. Halihazırda bir önceki seçimde kurduklarıyla liberal merkez Batı yanlısı koalisyonuyla zaten meclise girmişlerdi. Paşinyan, Ermenistan’ın ikinci büyük şehri Gyumri’den yürüyerek Erivan’a doğru yola çıkmış, güzergahtaki şehirlerde miting yapa yapa halkı örgütlemişti. Sarkisyan’ın Ermenistan’ı tamamen Rusya’nın yörüngesine sokmak isteyen oligark ve Rus yanlılarının projesi sonucunda başbakanlığa getirilmek istendiğini söylemiş, demokrasinin askıya alındığını ileri sürmüştü.
Paşinyan halkı sokağa sürüklemiş, Sarkisyan ise polisin şiddetine sığınmıştı.
Polisin şiddetli müdahalesi göstericilerin şevkini pekiştiriyor, meclis önünde ve meydanlarda toplanan kalabalığın sayısı Sarkisyan’ın başbakan seçilmesiyle daha da artıyordu.
Göstericilerle uzlaşmayı denemek isteyen Sarkisyan, Paşinyan ile sadece üç dakika sürebilen bir görüşme yapmış, iki lider kameralar önünde kavga etmiş, Sarkisyan öfkelenerek görüşmeyi terk etmişti. Paşinyan görüşme sonrasında bir geceliğine gözaltına alınmış, fakat halkın öfkesi dinmemiş, polis baskısı gösterileri sönümlendirmeye yetmemişti.
Paşinyan elinde megafon, üzerinde basit bir T-shirt ile sokak protestolarını koordine ediyor, genel grev fikrini ortaya atıyor, gösterilerin yavaş yavaş büyümesini sağlıyordu. Bu görüşmeden bir gün sonra gösterilerin dinmeyeceğini anlayan Sarkisyan başbakanlık görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Meclisteki muhalefetin yeni başbakan adayı Paşinyan’dı. Fakat Sarkisyan’ın partisi Paşinyan’ın seçilmesini engelliyordu.
Paşinyan çareyi bir kez daha sokakta buldu, genel grev çağrısı yaptı, 150 bin kişi Paşinyan’ın konuştuğu büyük mitinge katıldı, yollar kapatıldı, hayat durdu. Sarkisyan’ın partisi de liderleri gibi baskıya dayanamadı ve vazgeçti. Paşinyan’ın Sarkisyan’ın vekillerinin oyuyla başbakan seçildi.
Kısa bir süre sonraysa ülkeyi erken seçimlere götürdü ve p gibi rekor bir oy alarak çok daha güçlü bir şekilde yeniden başbakan seçildi.
Büyük umutlarla ve beklentilerle göreve gelen Paşinyan ülke içinde iktidarını pekiştirse de Azerbaycan ile yükselen sınır geriliminde yüksek perdeden konuşarak tansiyonu yükseltti, belki de iç meselelerde elde ettiği galibiyetin ve akabinde Batı’dan aldığı desteğin baki olacağını düşündü. Fakat en büyük yenilgisini de dış politika alanında aldı. İkinci Dağlık Karabağ Savaşı neticesinde,........
