Hem şiş yandı hem kebap!
PKK’nin silahsızlandırılması gayesiyle çıkarılan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirme Kanun teklifi, Meclis’te 467 gibi ulaşılması zor bir “evet” oyu ile kabul edildi. Kürt meselesi gibi hemen her kesimin son derece hassas olduğu bir konuda Meclis’te böylesine geniş bir uzlaşmaya varılması, başlı başına mühim. Farklı kimlikleri temsil iddiasındaki partilerin aynı metne imza atmaları hem siyasi ve toplumsal mutabakatın varlığına işaret etmesi, hem de kanunun demokratik meşruiyetini kuvvetlendirmesi açısından kıymetli.
AK Parti, DEM Parti, MHP ve Yeni Yol Grubu, baştan itibaren süreci destekleyen pozisyonlarını oylama tablosuna da yansıttılar. Bu partilerin oylamaya katılan milletvekillerinde fire yok; hepsi “evet” safında yer aldılar. CHP de, 31’de 29 müspet oy ile “evet” blokuna yazıldı. İYİ Parti ise süreç karşıtı konumundan zerre kadar gerilemedi; milletvekillerinin tamamına “hayır” dedirtti ve menfi tutarlılığından taviz vermedi.
Yeni Parti’de ise fotoğraf karma karışıktı. Teklifin görüşülme sürecinde Yeni Parti’de kamuoyuna üç görüş yansıdı. Partinin taşıyıcı unsurları olan üç isim farklı tellerden çaldı. Mansur Yavaş “Hayır” cephesindeki yerini aldı. Özgür Özel “Evet” dedi. Ekrem İmamoğlu ise “Havet” modunda kaldı.
Oylamadan önce eşi Dilek İmamoğlu “Yüzümüzü millete dönelim” sloganıyla hayırcılara selam çakarken İmamoğlu da oylamanın ardından “evet” diyen Özel’e methiyeler düzdü. İmamoğlu’nun her seçeneği satın alma ya da her tuşa basma olarak adlandırılabilecek siyaset tarzı, burada da kendini gösterdi.
Yeni Parti’nin Meclis’te ne yapacağını Genel Başkan Özel açıkladı. Önce “Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz” dedi ama hemen arkasından ekledi: “Milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacak.”
Doğrusu, tuhaf bir açıklamaydı bu. Akla birçok soru getiriyordu. Mesela:
Özel ve partinin diğer yöneticilerini bağlayan “tarihsel tutarlılık ve sorumluluk” milletvekillerini bağlamıyor muydu?
Eğer tutarlılık ve sorumluluk “evet” demeyi gerektiriyorsa, milletvekilleri neden bu tutarlılık ve sorumluluktan muaf tutulmuşlardı?
Kaldı ki doğru olan milletvekillerinin kendi illerindeki seçmenlerine kulak kabartmaları idiyse, Özel’in ve yönetim kadrosunun da bu doğruya uyması gerekmez miydi?
Bu garip açıklamanın ardından oylamaya gidildi. Yeni Parti’nin 91 milletvekilinden 89’u oy kullandı; bu oyların 54’ü “hayır” 35’i de “evet” olarak kayıtlara geçti. Kaba........
