İsrail’in İran’a saldısının adı yine Tevrat’tan: “Şaagat ha-Ari: Aslan Kükremesi”

İsrail, bu sabah (28 Şubat 2026) İran’a yönelik başlattığı askerî saldırıya, “Aslanın Kükremesi” anlamına gelen “Şaagat ha-Ari” (שַׁאֲגַת הָאַרִי) (İng. Lion’s Roar) adını verdi.

Operasyona ilk aşamada askerî kanat tarafından, daha savunmacı bir tonda “Yehuda Kalkanı” anlamında “Magen Yehuda” (מָגֵן יְהוּדָה) adı verilmişti. Ancak daha sonra mesajın sertliğini belirgenleştrmek amacıyla, İsrail kamuoyunda yaratacağı stratejik etkiler de düşünülerek saldırının adı bizzat Başbakan Binyamin Netanyahu tarafından “Aslanın Kükremesi” olarak değiştirilmiştir.

Yeni saldırı için seçilen isim, aslında İsrail’in İran hesaplaşmasında “aslan” imgesini giderek daha belirgin bir biçimde merkeze alan söylem çizgisinin de devamı niteliğindedir. Nitekim İsrail, Haziran 2025’te İran’a yaptığı ilk saldırıya Tevrat’ın Sayılar kitabına (23:24) gönderme yapan “Yükselen Aslan” adını vermişti: “Mivtza ʿAm ke-Lavi” (מִבְצָע עַם כְּלָבִיא) (İng. Rising Lion).

Böylece “yükseliş” vurgusunu “kükreme”ye taşıyan bu yeni adlandırma, sadece askerî bir kod olmaktan öte, içeride “moral ve seferberlik” duygusunu pekiştiren, dışarıya ise “caydırıcılık ve kararlılık” mesajı veren sembolik bir çerçeveye dönüştürülmüş gibidir. Bu açıdan bakıldığında, İsrail’in yeni saldırısının bölgesel güvenlik doktrinindeki sertleşmeyi yansıtan bir hamle olduğu da söylenebilir.

Öte yandan operasyonun adı, İsrail’in bölgedeki saldırı ve işgal temeline dayanan siyasi ve askeri hedeflerinin yanına, Tevrat’tan seçilen isimler aracılığıyla dinî ve tarihî bir çerçeve de eklemektedir. Bu durum, keyfi saldırıların, dinî ve tarihî referanslara aşina olan özelde Yahudi halkına, genelde ise Hıristiyan Siyonistlere (Evanjelistler) “güç, kader, direniş, diriliş ve varoluş” temaları etrafında kurgulanan daha geniş bir hikayenin parçası olarak sunulmak istendiğini göstermektedir.

“Aslan” ve “kükreme” metaforları

İsrail’in bugün başlattığı saldırıya “Aslanın Kükremesi” adını vermesi, yalnızca askerî bir kod adı tercihinden ibaret değildir. Netanyahu yönetiminin, daha savunmacı bir çağrışım taşıyan “Yehuda Kalkanı” yerine “kükreme” gibi saldırgan ve yüksek sesli bir metaforu tercih etmesi, İran’a karşı yürütülen psikolojik harbin önemli bir parçası olarak da değerlendirilmelidir.

Operasyonun adıyla verilmek istenen mesaj açıktır: İsrail artık yalnızca savunmada bekleyen bir aktör değil, sesini ve gücünü doğrudan hissettiren bir güçtür. Bu adlandırmanın arka planında ise Yahudi Kutsal Kitabı’ndaki iki önemli sembol yer almaktadır: Kükreme ve aslan.

Saldırıya “kükreme” adının verilmesi rastgele seçilmiş bir “güç” metaforu değil, Yahudi Kutsal Kitabı’na dayanan bilinçli bir tercihtir. Nitekim operasyon adında yer alan “kükreme” fiili (“şaag”, שָׁאַג) türevleri ile birlikte........

© Serbestiyet