Pusu kültürü: Kalleşlik nasıl normalleşti?
Eskiden savaşlarda bile kalleşlik olarak nitelendirilen, sonradan her çatışmada kullanılan pusuya yatma, pusuya düşürme anlayışı, günümüzde bir yaşam biçimine dönüşmüş durumda.
Ayıplanmak şöyle dursun, zekâ ve ustalık göstergesi gibi görülmekte, hatta övülmektedir.
Bir zamanlar ahlaki sınırların ötesinde kabul edilen bu davranış, artık hayatın her alanında sıradanlaşmış, normalleştirilmiş bir strateji haline gelmiştir.
Özellikle teknolojinin görünür hale gelmesiyle birlikte bu “pusu kültürü”, toplumsal dokunun ayrılmaz bir parçası olmuş, insanlar arası ilişkilerden siyasete, medyadan günlük hayata kadar her yere sızmıştır.
Bu kültürün en tehlikeli yanı, insanları, grupları, siyasileri, farklı kimlikleri ve inançları şeytanlaştırmak için ölümcül bir silaha dönüşmesidir.
Gözüne kestirdiği herhangi birini, hangi tarafın adına karar aldıysa, en iğrenç yol ve yöntemlerle linç ederek pusuya düşürmeye çalışan bir mekanizma bu.
Gerçekleri çarpıtmak, bağlamından koparmak, yarım yamalak bilgilerle karalama kampanyası yürütmek artık bir “mücadele” yöntemi olarak sunuluyor.
Sosyal medyada pusuya yatmış, sırtlanlara yem etmek için fırsat kollayan binlerce insan var.
Her türlü yalanı, her türlü iftirayı pervasızca ortaya atan bu yığınlar, ne yazık ki utanma duygusunu da yavaş yavaş yok ediyorlar.
Ülkemizde kutuplaşmanın bu kadar derin ve yaygın olduğu bir ortamda, pusuya........
