menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Krallığı alaşağı etti, sonra İmparatorluğu getirdi

22 1
19.01.2025

[18-19 Ocak 2025] Oysa Fransız Devrimi’nin kendi pratiği yanlışlamıştı bunu. Evet, geçmişte halk monarşi ve aristokrasinin ağırlığı altında eziliyordu. Ama şimdi de Robespierre’in “devrimci hükümet”i çökmüştü kitlelerin üzerine. Üstelik, hükmediş tarzının çok önemli bir farkı vardı: belirsizliği ya da öngörülemezliği. Ancien Régime’in kendince bir habitus’u vardı. Adaletsizdi, hattâ çok adaletsizdi, ama madalyonun diğer yüzünde bu, bilinebilir bir adaletsizlikti. Vergiler ağır ama az çok standarttı; hukuk gaddar ama az çok standarttı; kanun önünde eşitlik diye bir şey yoktu, ama bu da az çok standart bir eşitsizlikti. Köylü sabah erkenden tarlasına gittiğinde, zanaatkâr atölyesini açtığında, satıcılar çarşıda tezgâhlarını kurduklarında, gün boyunca ne yaşayacakları belliydi. Düzen ya da kurulu düzen (nizam, müesses nizam) sadece zulüm ve sömürü değil, aynı zamanda ve önemli ölçüde bu demekti; bu düzenli çünkü düzenlenmiş, tesis edilmiş öngörülebilirlikler bütünü demekti.

Devrim yeniyi kurmak uğruna eskiyi yıkma sürecinde, monarşi ve aristokrasiyle birlikte, işte bunları........

© Serbestiyet