We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Yoksulluk o kadar da dert olmazdı, adaletsizlik olmasaydı...

48 1 18
17.12.2018

Fransa’daki Sarı Yelekliler hareketini, hayat standartlarındaki gerilemeye isyan eden orta sınıfların eylemi olarak görenler, eylemi güdüleyen temeldeki sâiki ıskalıyorlar: Adaletsizlik...

Mesela geçtiğimiz günlerde CNNTürk’te Deniz Bayramoğlu’nun konuya ilişkin sorularını cevaplarken, tarihçi İlber Ortaylı böyle bir ıskalamanın tipik bir örneğini verdi. Ortaylı’ya göre, itirazın temel nedeni, orta sınıf Fransızların hayat standartlarındaki bariz düşüştü... “Mesela” dedi, “yirmi yıl önce küçük bir çocukken anne-babasıyla yılda iki kez İspanya’da tatil yapan orta sınıf bir Fransız, şimdi çocuklarıyla birlikte yurtdışına tatile gidemeyince, bu onun için bir itiraz ve hatta isyan nedeni olabiliyor...”

Ortaylı bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra şunu da ekledi: “Bu ilk bakışta şımarıkça gelebilir fakat gelmesin; alışkanlık çok güçlü bir şeydir.”

Peki, bu ve benzeri değerlendirmeler neden Sarı Yelekliler hareketini asıl güdüleyen şeyin adaletsizlik olduğu hakikatini ıskalamakla mâlûller?

Bu soruya cevap vermeden önce şöyle bir varsayım üzerinde düşünelim: Sarı Yelekliler’i harekete geçiren kötü iktisadi koşullar, aşırı ölçülere varan gelir adaletsizliğinden ve benzeri adaletsiz tercihlerden değil de, mesela büyük bir milli felaketten kaynaklansaydı... Varsayımımızı sürdürüyoruz: Dolayısıyla da bütün bir ulus, ortaya çıkan kötü iktisadi koşullara birlikte maruz kalsaydı... O koşullarda Fransız orta sınıfları “hayat standartımız düştü” diyerek isyana kalkarlar mıydı?

Hiç kuşkunuz olmasın ki kalkmazlardı. (Kalkarlardı belki, fakat ne zaman biliyor musunuz: Hükümet, ülkenin kaynaklarını felakete uğramışların sadece bir bölümünün yararına olacak şekilde kullandığında...)

Çünkü yoksulluk tek başına insanda öfke uyandıran yoksunluk duygusuna yol açmaz; yoksunluk duygusu, yoksulluğun adaletsizlik ve eşitsizlikle buluştuğu noktada ortaya çıkar. Şöyle de diyebiliriz: Yoksulluk, arada adaletsizlik ve eşitsizlik katalizörü olmaksızın yoksunluk duygusu üretmez.

Bunu, aklıma gelen somut örnekler üzerinden izah etmeye çalışayım... Bunlardan ilki İtalyan yazar Alberto Moravia’nın kırk yıl önce okuduğum bir kitabında çıkmıştı karşıma; yazdıkları o kadar........

© Serbestiyet