We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Taban tabana zıt iki tarz-ı siyaset: Erdoğan ve Babacan

54 0 0
18.07.2019

Erdoğan ve Babacan hangi açıdan birbirine zıt iki siyasetçidir, diye sorsam, eminim çoğunuzun cevabı bu iki insanın tabiatları çerçevesinde şekillenir: “Erdoğan sert ve savaşçı, Babacan yumuşak ve uzlaşmacı” dersiniz mesela... Ya da buna benzer bir şey...

Böyle demekle soruya yanlış cevap vermiş olmazsınız, fakat ben bugün akla hemen gelen bu zıtlık üzerine değil de ilk bakışta görülemeyebilecek başka bir zıtlık üzerine yazacağım.

Dava siyasetiyle talep odaklı siyasetin maçı...

Başlıkta iki siyasetçi arasındaki zıtlığı siyaset tarzları temelinde tanımladığıma göre, bazı okurlar ilk anda haklı olarak kendi Erdoğan değerlendirmelerinin zıddından giderek Babacan için sanki “solcu”, “laik” vb. tespiti yaptığımı düşünebilirler. Hatta bazı atarlı okurlar “Ne fark olacak aralarında kardeşim, ikisi de sağcı işte” deyip yazıyı okumaya bile başlamayabilirler.

Oysa ben bunların hiçbirini kast etmiyorum. “İki tarz-ı siyaset” derken, Erdoğan’ın son dört-beş yıldır sürdürdüğü ateşli “dava siyaseti”yle, Babacan’ın partisinden istifa mektubunda ortaya koyduğu “toplumsal taleplere odaklı” sakin siyaseti karşılaştırıyorum.

Aynı maçı seyreden herkes ille aynı noktaya odaklanmaz. Kimi öncelikle iki takımın iki yıldızının maçta neler yapacağına bakar, kimi de alt yapıdan yetişmiş gençlerden oluşan takımın mı yoksa yığınla para dökülerek oluşturulmuş takımın mı üstün geleceği noktasına odaklanır...

Ben, önümüzdeki ayların ve yılların merak edilen maçını özellikle bu açıdan takip edeceğim: Halk, hangi siyaset tarzına meyledecek? Bölge liderliği, ümmet birleştiriciliği, beka koruyuculuğu gibi “büyük” (mega) siyasetlere mi, yoksa demokrasi, kalkınma, refah, hukuk gibi “heyecansız” hedefler öneren siyasetlere mi?

Fikri takibi kışkırtan yeni siyasi figürler...

Bazı okurlar hatırlayacaktır: Geçtiğimiz yıla kadar Sabah gazetesinde ufuk açıcı yorumlar kaleme alan Prof. Şükrü Hanioğlu’nun verdiği ilhamla, bu sayfalarda “dava siyaseti ve onun kaçınılmaz bir sonucu olarak otoriterlik” bahsine dair yazılar kaleme almıştım.

Şimdi, Erdoğan’ın dava siyasetine seçim yenilgisinden sonra da devam edeceğinin anlaşılması, buna karşılık başta Ekrem İmamoğlu, Ali Babacan olmak üzere halkın doğrudan somut sorunları üzerine odaklanan siyasi çizgileri benimseyen figürlerin ortaya çıkması, beni, fikri takibini hevesle yaptığım bu konuya dönmeye kışkırtıyor.

Buraya kadar yazdıklarımla, bir kavram olarak dava siyasetine ve onun zıttının ne........

© Serbestiyet