We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Özeleştiriyle başlamak ve ona da ‘Gezi’yle başlamak?

44 0 0
22.07.2019

“Bir gazeteci Başbakan'a soru sordu diye insanlar sevinçten çıldırıyor ve siz bize hâlâ neden direniş başlattığımızı mı soruyorsunuz?”

2013 Mayıs’ının sonunda başlayan Gezi direnişinin ilk günlerinde Hakan Demir adlı gencin attığı bu tweet, kanaatimce Gezi’yi başlatan ruh halinin mükemmel bir özeti niteliğindeydi. (O gazeteciyi, o soruyu ve bunun insanları ne kadar mutlu ettiğini çok iyi hatırlıyorum; Erdoğan’a soru sormanın bir cesaret meselesi olmasının başlangıç tarihi ondan bile öncesine gidiyordu).

Gezi, gerçekten de ait olduğu ataerkil zihniyet dünyasının kendisini adım adım “hikmetinden sual olunmaz” bir konuma taşıdığı Başbakan Erdoğan’ın yarattığı atmosferde nefes alamaz hale gelen gençlerin haklı itirazından başka bir şey değildi.

Gezi, daha önce defalarca yazdığım gibi bir “çığlık”tı: Kendi ahlaki doğrusunu, toplumsal tahayyülünü ve gündelik yaşam tercihini başkalarına zorla benimsetmek istiyormuş algısını yaratacak kadar çok tekrarlayan ve bunu da son derece nobran, itici, dışlayıcı bir dille yapan Başbakan Erdoğan'a yönelik çok güçlü bir çığlık...

Başbakan, ne yazık ki, saygı ve eşitlik talep eden bu itirazın birey temelli, modern ve sivil karakterini algılayamadı. Benimsediği ataerkil siyaset anlayışı onu inatçı, basiretsiz bir tutuma sevk etti ve neticede bu tutumun yol açtığı kitlesel gösteriler, zaman içinde hükümeti istifaya zorlamaya yönelik bir enerjiyle doldu taştı.

AK Partililerin algısı: Şimdi unutuldu ama...

Toplumla ilişkisini bahşetme, koruma ve kollama üzerinden kuran, toplumdan talep geldiğinde sinirlenen ve bunu toplumla kurduğu hiyerarşiye bir saldırı olarak kabul eden Erdoğan bu ruh haliyle Gezi’yi yönetemeyince onu kriminalize etme yolunu seçti.

İktidarın, Gezi’yi kriminalize etme operasyonunu siyaset düzeyinde tutmakla; yani taraftarlarının zihnine Gezi’nin iç ve dış mihrakların ülkeye ve iktidara yönelik bir komplosu olduğunu yerleştirmekle yetineceği sanılıyordu ki, olaylardan altı yıl sonra iktidar Gezi’yi mahkemeye taşıdı.

Bu sonuç, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) yönetiminde ve tabanında yer almakla birlikte Erdoğan’ın o günlerdeki tutumunu gizli-açık eleştirenler için de hiç şüphesiz sürpriz olmuştu.

O günlerde, Gezi’nin kriminal bir hadise değil, iktidarın anlamaya çalışması gereken toplumsal bir tepki olduğunu söyleyenlerden biri de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tı... Gezi Parkı eylemlerinin zirvede olduğu........

© Serbestiyet