We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Muhafazakârlık: Dayanışmacı kapanmadan dışlayıcı kapanmaya

22 0 0
04.07.2019

Türkiye’de muhafazakârlık uzun on yıllar boyunca siyasi ve ekonomik merkezin dışında kaldı ve durumun değişmeye başlamasından sonra, süreci izleyenler esasen bu yolda alınan mesafenin boyutlarını izlemekle yetindi. Bu bakış, sanki bütün muhafazakârların siyasi ve ekonomik merkeze hep birlikte yürüdükleri gibi yanlış bir izlenim yaratıyordu; halbuki muhafazakârların bu yürüyüşü sırasında aralarında ciddi sınıfsal ayrımlar oluşmaktaydı ve yukarıda zikrettiğim topyekûncu bakış, gelişmenin bu yönünü görmekten mahrumdu.

Bunda tabii, seküler siyasetin ve seküler toplum kesimlerinin, muhafazakârların dünyasındaki hiçbir değişikliğin onların zihniyetlerinde herhangi bir değişikliğe yol açmayacağına dair özcü bakışlarının da rolü oldu.

Seküler siyasetin ve seküler toplum kesimlerinin bu tavrı, muhafazakâr dünyadaki değişimlerin görünür ve tartışılır olmasını istemeyen, değişimi gizlemeye çalışan muhafazakâr iktidar sahiplerinin de işine geliyordu.

Bütün bu nedenlerle muhafazakâr dünyadaki ekonomik-kültürel-sınıfsal ayrışmalar derinlerde işlemeye devam etse de satıha çıkamadı.

31 Mart seçimleri, bilhassa da 23 Haziran seçimleri, başka birçok şeyin yanı sıra bu ayrışmayı da satıha çıkardı, kristalize olmasını sağladı.

Seçim sürecine paralel biçimde okuduğum, son yazımda yan temalarından birine dair alıntılar yaptığım bir kitabın ana teması, bugünkü yazımın konusu...

Kitap, muhafazakârlar arasında ciddi sınıfsal ayrımların bulunmadığı dönemlerden bugünkü duruma nasıl gelindiğini Fatih ve Başakşehir üzerinden, saha araştırması ve yüzyüze görüşmeler yöntemiyle ele alıyor.

Yazar İrfan Özet, 2014 sonundan 2017 ortalarına kadar süren araştırmasında 71 derinlemesine görüşmenin yanı sıra katılımlı gözlem ve doküman incelemelerinden de yararlanmış.

Fatih’ten (dayanışmacı kapanma) Başakşehir’e (dışlayıcı kapanma)

Yazar, FATİH BAŞAKŞEHİR / Muhafazakâr Mahallede İktidar ve Dönüşen Habitus başlıklı kitabında (İletişim Yay., 2019), kendi ifadesiyle “21. Yüzyılın ilk yıllarından itibaren Türkiye’de yeni bir egemen blok haline gelen muhafazakârların, kent ortamlarında hayata geçirdiği habitusun dönüşümünü” konu ediniyor.

Yazara göre, 1950’lerden itibaren Anadolu’dan İstanbul’a göç eden muhafazakârlar, “ana hatlarıyla kolektif dışlamanın öne çıkmadığı, dayanışmacı ve içermeci bir kamusal deneyime sahip”ti. Günümüze geldiğimizde ise muhafazakâr kitle artık egemen bir topluluk........

© Serbestiyet