We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Kemalistlerin tuzağı değilmiş, hepsi iktidarın öz tasarrufuymuş!

47 1 2
24.09.2018

Eski Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) milletvekili, Erdoğan’ın başbakanlığı sırasında uzun bir dönem boyunca onun konuşma metinlerini yazan ekibin içinde yer almış olan Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal, “Hiç yazasım yok” başlıklı yazısında, değinmek istediği konu başlıklarını sıralıyor, fakat bunların hiçbirini yazmaya elinin gitmediğini anlatıyordu...

Bu konu başlıklarından biri de “FETÖ ile mücadele”ydi ve Ünal onu da neden yazmadığını şöyle izah ediyordu okurlarına:

“FETÖ ile mücadeleyi yazayım dedim... ‘Kininizi diri tutun’ diyerek hatırlatma yapayım dedim… Mücadele sulandırılmasın, keyfileştirilmesin, kumpasa, karalamaya, tasfiyeye dönüşmesin diye uyarılar yapayım; suçun şahsiliğinden bahsedeyim, kardeşi FETÖ’cü olanın bakan, büyükelçi olabildiği, bunun da gayet tabii olduğu bir hukuk anlayışının herkese teşmil edilmesi gerektiğini söyleyeyim, öte yandan FETÖ’cülere daha düne kadar övgüler düzmüş, iş tutmuş kişilerin makamlardan uzak tutulması gerektiğini vurgulayayım, FETÖ ile mücadelede hâlâ suç-ceza orantısızlığı olduğunu, strateji eksikliğinin geleceğimiz adına ciddi bir tehdit olduğunu tekrar anımsatayım dedim… Yorulduğumu fark ettim, onu da yazmadım…” (Yeni Şafak, 20 Eylül).

Eskiden bu iş çok kolaydı

Aydın Ünal’ın “FETÖ ile mücadele”deki yanlışlıkları yazmaya elinin gitmemesinin bir nedeni, bu konunun artık Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’yi esirgeyerek ele almanın mümkün olmamasıyla ilgisi olabilir mi? Bence olabilir... Oysa “FETÖ ile mücadele”de yapılan yanlışları; örgüt liderleri ve darbeye fiilen katılanlar ile sempatizanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan hepsini aynı çuvala doldurma pratiğini eleştirmek eskiden ne kadar kolaydı...

Hükümete yakın yazarlar eskiden, ‘çuval’ uygulamasının ve benzeri garip yargı pratiklerinin doğrudan doğruya AK Parti ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı zora sokacağı varsayımından yola çıkıyorlar, oradan da “öyleyse bunlar, yargı içinden iktidarı zora düşürmeyi hedefleyen provokatif hamlelerdir” hükmüne sıçrıyorlardı.

Tutmayan birinci izah: Fail, yargı içindeki kripto ‘FETÖ’ mensupları

Peki, “Yargı içinden iktidarı zora düşürmeyi hedefleyen provokatif hamleler” kimin eseri olabilirdi?

15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonraki aylarda bu soruya “yargı içinde kalmış, ayıklanamamış kripto FETÖ’cüler” cevabı verilirdi.

Karar gazetesi yazarı Elif Çakır (o zamanlar ‘cezalı’ değildi, iktidar içinden bilgiler alabilen bir gazeteciydi), bu konudaki kuşkuların iktidar partisi içinde bile karşılık bulduğunu yazmıştı bir yazısında... Çakır’ın........

© Serbestiyet