We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İmamoğlu’na ‘yetmez ama evet’ diyen ‘yetmez ama evet’ düşmanları

46 1 0
15.08.2019

2010’daki Anayasa referandumunu “yetmez ama evet” diyerek destekleyenler, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Kanun Hükmünde Kararname (KHK) mağduru akademisyenlerle ilgili olarak geçtiğimiz ay verdiği hak ihlali kararını haklılıklarının kanıtı olarak kullanma eğilimindeler. Bu konuda birçok yazı okudum, sosyal medyada da benzer yorumlar yapıldı.

Bu yorum sahipleri, AYM’ye bireysel başvuru hakkının bu referandumla getirildiğini hatırlatıyorlar ve KHK mağduru akademisyenlerin bu sayede AYM’ye başvurup sonuç aldıklarını söylüyorlar.

Ben de bir “yetmez ama evet”çiydim, o günlerdeki siyasi tutumumum doğruluğuna inanmaya devam ediyorum, fakat o tutumun doğruluğunu-yanlışlığını, sonraki uygulamalara bakarak tartışmanın yöntem olarak hiç geçerli olmadığını düşünüyorum. (Ayrıca bu son konuyla ilgili kanaatim de farklı. AYM’ye bireysel başvuru hakkı, esasen TC vatandaşlarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmalarını olabildiği kadar geciktirmek amacıyla düzenlenmişti. Evet, şimdi KHK’lılarla ilgili böyle bir olumlu sonuç çıktı, fakat 9 yıldır mahkemeler karşısında haksızlığa uğradığını düşünüp, AYM bir türlü davasına bakmadığı için AİHM’ye başvuramayan kaç kişi var acaba?)

‘Yetmez ama evet”i defterden silerek siyaset yapılabilir mi?

Yine de, diyelim ki benim parantez içinde dile getirdiğim spekülasyon yanlış olsun ve 2010’da getirilen AYM’ye bireysel başvuru hakkı, şimdi savunulduğu gibi kılçıksız olumlu bir adım sayılsın... İyi de, bunun karşısına uygulamadan birçok olumsuz nokta çıkartılabilir ve onlara dayanarak referandumda “yetmez ama evet” diyenlerin lanetlenmesine devam edilebilir.

Dolayısıyla, şayet “yetmez ama evetçilik” üzerine tartışacaksak esasen “bir siyasi tutum (taktik?) olarak yetmez ama evetçilik” üzerine tartışmalıyız.

Teması bu yazının temasıyla kardeş sayılabilecek bir önceki yazımda (1 Ağustos), “Siyaseti, bir amaç belirleyip o düz çizgide -başka kimin ne deyip ne yaptığına bakmaksızın- yürümek biçiminde bir mutlaklık olarak anlayanlardan” ya da aynı anlama gelmek üzere, “siyasetin çok sayıdaki nispîlikler arasından tercih yapma faaliyeti olduğunu anlayamayanlardan” söz etmiştim.

Onlar için dünya hoş... Kendileri ve kendi ideolojileri dışındaki herkes ve her şey “mutlak yanlış” olduğu için kendileri dışındaki herkese ve her şeye mutlak olarak karşıdırlar.........

© Serbestiyet