We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İktidarı kutuplaşmada gördüler ve ülkenin canına okudular: Baykal 1993, Erdoğan 2013

59 0 4
03.12.2018

İktidarın son yıllardaki bütün seçimler gibi bu seçimi de kutuplaşma ve düşman yaratma stratejisi üzerinden kazanma tercihi artık iyice belirginleşmiş durumda. Gezi olaylarının, üzerinden seneler geçtikten sonra tam da iktidar için son derece kritik bir seçim öncesinde yeniden gündeme getirilip kriminalize edilme çabası, bu strateji açısından gayet anlaşılır ve işlevsel.

Son cümledeki “işlevsel” sözcüğüne bakıp da, Gezi’nin, iktidarın ve iktidar basınının belletmeye çalıştığı gibi küresel güçlerin bir komplosu olduğu görüşüne itibar ettiğim sanılmasın. Sadece, Gezi’yi bu doğrultuda “işleme”de iktidarın kendi tabanı üzerinde gayet başarılı bir propaganda çalışması yürüttüğünü; dolayısıyla seçimler öncesinde onu bir kez daha lanetlemenin, zikrettiğim seçim stratejisi açısından işlevsel olduğunu anlatmak istiyorum.

Yoksa ben, tam tersine, Gezi’nin “küresel güçlerin bir komplosu” olduğuna dair anlatının, toplumda zaten var olan kutuplaşmayı misliyle büyütmek üzere sonradan geliştirilmiş çok başarılı bir kurgu olduğu kanaatindeyim.

Gezi, belli bir tarihsel anda iktidar imkânını toplumun ayrışmasında gördükleri için siyasetlerini bu doğrultuda kuran iki siyasetçinin giriştiği bilinçli-kasdî kutuplaştırma hamlesinden daha yeni olanıydı ve altında Recep Tayyip Erdoğan imzası vardı (2013).

Bu hamlelerden daha eski olanı ise ondan yirmi yıl önce (1993) yaşanmıştı; onun altında ise Deniz Baykal imzası vardı.

Bugün, bu hamlelerden daha eski olanını ele alıp işleyeceğim, perşembe günkü yazımda ise 2013’teki kutuplaştırma hamlesini ayrıntılandırmaya çalışacağım.

İktidarı istemeyen bir ana muhalefet lideri...

Deniz Baykal’ın, lideri olduğu ana muhalefet partisinin iktidar olabileceğine inanmadığını, hatta bunu istemediğini ilk kez 2007’deki portresinde yazmıştım:

“İktidar istemeyen bir iktidar hırslısı… Çok mu tuhaf geldi? O zaman şöyle diyelim: Yük gerektiren iktidar pozisyonlarını sevmiyor, yük altındakilere laf oturtabilecek alt-iktidar pozisyonlarını seviyor.”

2007’de, Baykal’ın iktidar hırsının CHP liderliğiyle sınırlı olduğunu, ülkeyi yönetmeye niyetinin ve hevesinin olmadığını yazdığımda, hatırlıyorum, bazı arkadaşlarım bu tespitimin üzerine “oksimoron” damgası basmıştı. Mealen şöyle diyorlardı: Bir ana muhalefet partisi, her an iktidar şansı olan bir parti demektir. Böyle bir partinin liderinin iktidar istemediğini söylemek kavramsal açıdan saçmadır, oksimorondur.” (Oksimoron: Birbiriyle çelişen ya da tamamen zıt iki kavramın bir arada kullanılması ve bu şekilde oluşturulmuş ifade.)

Arkadaşlarım, kavramsal........

© Serbestiyet