We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

E, hani AK Parti’den hiçbir olumluluk sâdır olamazdı?

44 0 0
12.08.2019

Siyaseti, bir amaç belirleyip o düz çizgide -başka kimin ne deyip ne yaptığına bakmaksızın- yürümek biçiminde bir mutlaklık olarak anlayanlar...

Ya da aynı anlama gelmek üzere, siyasetin çok sayıdaki nispîlikler arasından tercih yapma faaliyeti olduğunu anlayamayanlar...

Mesela Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) başlangıç yıllarının “yanlış”ların yanı sıra “doğru”ları da içerdiğini savunanlara dünyayı dar edenler...

Bu kesimlerin bugünlerde şimdiki ve başlangıçtaki AK Parti arasındaki “fark”ı vurgulamalara, partiyi terk edip yeni parti kurmaya girişenleri övmelere doyamıyor oluşları incelenmeye değer... Öyle şeyler yazıp çiziyorlar ki, şaşmamak elde değil. Fakat bari bu çelişkilerinin farkına varsalar; hayır, o da yok.

Bu tutarsızlık özellikle Ali Babacan ve arkadaşlarının AK Parti’den ayrılıp yeni bir siyasi parti kurma iradelerini netleştirmelerinden sonra iyice kristalize oldu.

AK Parti’nin özsel olarak “yanlış” olduğunu (“kökten yanlış”?); o nedenle oradan herhangi bir olumlu şeyin sâdır olamayacağını; yine aynı nedenle AK Partililer arasında da bir “kötülük hiyerarşisi” kurulamayacağını, hepsinin eşit derecede “kötü” oluğunu savunanlar bugünlerde “iyi” AK Partililerle “kötü” AK Partililer listeleri yayımlamakla meşgul. Bunların en kapsamlısı Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’den geldi.

Özdil’in, AK Parti’yi eleştirerek terk edenleri tarih sırasına göre listelediği yazısından öğreniyoruz ki bir yanda Abdüllatif Şener, Dengir Mir Mehmet Fırat, Ertuğrul Günay, Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan gibiler, öbür tarafta da Süleyman Soylu, Numan Kurtulmuş, Tuğrul Türkeş, Bülent Arınç, Savcı Sayan gibileri........

© Serbestiyet