We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Adaletsizliği, fazla kötü hissetmeden onaylamada yardımcı gerekçeler

47 0 6
31.01.2019

28 Şubat döneminde başörtüsü nedeniyle uğradığı haksızlığı gidermek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuran Leyla Şahin’in günümüzdeki hak ihlalleri ve adaletsizliklerle ilgili sözlerine ben bambaşka bir açıdan takılmıştım...

Hatırlarsak, şöyle demişti Leyla Şahin:

"İnsan hakları ihlali deyince akla somut söylenebilecek bir iki tane olay bile gündeme getiremiyorlar. Bu çok algı ve yanlış söylemlerle birlikte aleyhimize kullanabilecek bir alan olarak görülebiliyor. Aslında bunların hiçbiri doğru değil.”

Bu sözler karşısında elbette benim de ilk tepkim birçokları gibi “insaf” diye inlemek oldu. Fakat içimden, Leyla Şahin’e göre hiç olmayan insan hakları ihlallerini örneklerle hatırlatan, bakın şu var, şu da var diyen bir yazı yazmak gelmedi.

Böyle bir sergileme çabası, sanki günümüz Türkiye’sindeki adaletsizlikler alanı herkesin bir bakışta görebileceği binlerce, on binlerce vakayı kapsamıyormuş... sanki sadece birkaç “münferit” hadiseden ibaretmiş... ve sanki onlar da çok aleni olmadığından bulup ortaya sermek için çaba sarf etmek gerekirmiş gibi bir anlam taşıyacağından, zül addetttim böyle bir yazı yazmayı...

Leyla Şahin hakikaten, samimiyetle adaletsizlik görmüyor

Bir de, dediğim gibi, ben bambaşka bir açıdan takılmıştım bu sözlere.

Kendi kendime sorup cevabında zorlandığım soru şuydu: Leyla Şahin, belli ki zekâsı da kavrayışı da yerinde bir kadın. Peki, böyle biri nasıl olup da on binlerce vakalı bir alana bakıp tek bir vaka bile görmediğini söyleyebiliyordu.

Soruya cevap vermeye çalıştığımda iki ihtimal geldi aklıma: Ya, dedim, Leyla Şahin görüyor fakat dümdüz bir siyasetçinin aklına ilk gelen şeyi yapıp inkârdan geliyor... ya da bakıyor fakat baktığında hakikaten bir adaletsizlik görmüyor ve söylediğini inanarak söylüyor.

Vardığım sonuç şu oldu: İkincisi geçerli...

Olmayana ergi metoduyla vardım bu sonuca... Çünkü Leyla Şahin gibi birinin, apaçık bir hakikatin hiç olmadığını söylemesi eşyanın tabiatına aykırı olurdu. Mesela neye benzetebiliriz bu durumu? Diyelim ki partisi seçimlerde ağır bir yenilgi aldı. Böyle bir durumda, başka siyasetçilerin de sıkça yaptığı gibi rakamlarla oynayarak o yenilginin neden yenilgi sayılmaması gerektiğine dair bir savunmaya girişebilir ve savunması argümanların gücüne göre ciddiye alınabilir ya da alınmaz. Fakat partisinin seçimlere hiç girmediğini,........

© Serbestiyet