Rojava’da stratejik daralma: Dengeler ve gelecek senaryoları

Suriye’nin kuzeydoğusu, yani Rojava bölgesi, son dönemde dikkat çekici bir dönüşüme sahne oldu. Bu süreç, geleneksel bir askeri geri çekilme veya yenilgi olarak nitelendirilemez; aksine, kontrollü bir daralma ve alansal yeniden yapılandırma olarak değerlendirilmelidir. Suriye Demokratik Güçleri (SDG), ABD desteğiyle sağlanan ağır silah ve lojistik altyapılarının büyük kısmını sahadan çekmiş olsa da, bu hareketlilik panik dolu bir kaçışa işaret etmemektedir.

Merkezi hükümet güçleri, HTŞ ve Colani liderliği tarafından ele geçirilen bölgelerde önemli askeri ganimetlere rastlanmaması, sürecin planlı ve disiplinli bir şekilde yönetildiğini ortaya koymaktadır. Bu tablo, duygusal bir yenilgi algısından ziyade, stratejik bir “askıya alma” mekanizmasını yansıtmaktadır.

Bu daralmanın kökenleri, SDG’nin özerk karar alma mekanizmalarından ziyade, ABD’nin diplomatik ve istihbarî yönlendirmelerine dayanmaktadır.

Direniş seçeneğinin sahada aktif hale getirilmemesi, potansiyel bir çatışmanın bilinçli olarak önlendiğini göstermektedir. Dolayısıyla, analitik odak noktası “SDG neden çatışmadı?” sorusundan ziyade, “ABD neden bu çatışmanın ortaya çıkmasını engelledi?” olmalıdır. Bu yaklaşım, uluslararası ilişkiler teorisinde Henry Kissinger’ın vurguladığı “güç dengesi” kavramını anımsatır: Devletler, kısa vadeli kazanımlardan ziyade uzun vadeli istikrarı tercih ederek, vekil aktörler üzerinden dengeyi korur (Kissinger, 1994) Sahadaki gelişmeler, askeri aktörlerde ziyade diplomatik koordinasyonu ön plana........

© Serbestiyet