Bu işlere şaşırmak iyi mi, kötü mü?

Türkiye’de yaşıyorum. Ülkemin siyasi olarak tamamen zıt dönemlerine tanık oldum. Umutlar ve umutsuzluklar arasındaki sert geçişleri içeriden yaşadım. Yaşım, dünya hâlinin çeşitli evrelerini bilecek kadar olgun. 68 ve sonrası, Soğuk Savaş’ın ölümcül yılları, darbeler, 70’lerin ağır ekonomik krizleri, 80’lerin liberal değer yükselişi, neoliberal politikalar, çok kültürlülüğün zirve yaptığı dönemler; birbirine bağlı havuzlar gibi yaşandı.

Bugün farklı bir dönemi soluyoruz.

Popülizmler, tek adam/şahıs hâkimiyetleri, bozulan büyük stratejik ittifaklar, sarsılan dünya düzeni, yükselen keyfilikler, buna bağlı çatışmalar, kırımlar, siyasi el koymalar…

Bunca bilgiye, deneyime ve sert çıkış–iniş öyküsüne rağmen bazı olaylar karşısında hâlâ şaşırıyorum. Olanı analiz etmek, açıklamak, kavramak, şaşkınlık hâline mani değil.

Şaşırma duygusunu kaybetmemiş olmak iyi mi, kötü mü, bilemiyorum. Ancak her güne, her aya, her yıla olumsuzlukla başlamak; “Bu da mı oldu?” demek ya da her yeni olumsuza yeniden şaşırmak, sürekli depresif bir hâl üretiyor.

Bir devlet başkanının, bir başka ülke tarafından kendi başkentinden, resmî konutundan kaçırılması; bu kaçırılmaya ilişkin tepkiler, yorumlar, açıklamalar son günlerin yeni “şaşırma paketi”.

Popülizmle ilgilenenler Venezuela’yı yakından takip........

© Serbestiyet