Emek deneyimleri üzerine denemeler (2) | Viyana’nın “moda danışanları”

Sabah 8.30. Viyana’daki küçük bir alışveriş merkezindeki mağazanın kepengi yarıya kadar açılmış. Sara içeri girer girmez çantasını arka odadaki dolaba bırakıyor, montunu asıyor ve kasayı açıyor. Henüz mağaza açılmadan önce yapılması gerekenler var: vitrindeki askıların düzeltilmesi, kabinlerin kontrol edilmesi, bir önceki günden kalan iadelerin sisteme girilmesi… Ayağındaki topuklu botlarla hızlı hızlı hareket ediyor. Saat 9’a yaklaşırken müzik açılıyor, ışıklar yanıyor ve mağaza bir anda müşteriye hazır hâle geliyor. Gün boyunca ayakta kalmak, gülümsemek, ilgili görünmek ve enerjik olmak gerekiyor.

Bu gündelik emek deneyimi, Avusturya’da çalışanların güçlü kurumsal temsil mekanizmalarıyla çevrili olduğu varsayılan bir bağlamda gerçekleşmektedir. Avusturya’da sendikal yapı, tek bir konfederasyon etrafında örgütlenmiştir: tüm sendikalar Avusturya Sendikalar Konfederasyonu’na (ÖGB) bağlıdır. Buna ek olarak, tüm çalışanların doğal üyesi olduğu bir İşçi Odası (Arbeiterkammer) bulunmaktadır. Toplu sözleşmelerden yararlanmak için sendika üyeliği zorunlu değildir. Bu kurumsal düzenleme, sendikaların üye sayılarındaki düşüşü açıklayan etkenlerden yalnızca biridir.

Mağaza çalışanlarıyla yaptığım görüşmelerde sendikalara dair algının çoğunlukla mesafeli olduğu görülmüştür. Sendikalar, bazı çalışanlar tarafından aidat talep eden ancak gündelik işyeri deneyimlerine sınırlı ölçüde temas eden yapılar olarak algılanmaktadır. Bu algının, sendikaların fiili etkisizliğinden mi yoksa gündelik emek süreçleriyle kurulan temasın zayıflığından mı kaynaklandığı ise ayrıca tartışılması gereken bir sorudur.

Bu yazının odağında yer alan Viyana’daki mağaza çalışanlarının gündelik deneyimleri, emek örgütleriyle anlamlı bir ilişki kurulmasa dahi, çalışanların kendi başlarına geliştirdikleri baş etme ve dayanışma pratiklerinin varlığını ortaya koymaktadır. Bu pratikler, idare etmeye dayalı bireysel taktiklerden kolektif dayanışma biçimlerine uzanan bir süreklilik içinde şekillenmektedir. Oldukça gelişmiş görünen bu “kendi halinde devinme” ile sendikal yapılar arasında ise kalıcı ve derinlikli bir temas kurulabilmiş değildir. Zaman zaman bazı sol eğilimli sendika aktivistleri mağazaları ziyaret etmekte, çalışanlarla konuşmakta ve broşür bırakmaktadır. Bu temaslar herhangi bir baskı ya da engelle karşılaşmamaktadır; ancak çoğu durumda, kendini tekrar eden ve süreklilik kazanmayan bir teğet geçmeden öteye gidememektedir.

Bu bağlamda, çalışanların algı ve pratiklerinin, işyerindeki emek ilişkilerini anlamada önemli bir veri kaynağı olduğu varsayımından hareketle, aşağıda mağaza ziyaretleri ve bire bir görüşmelerden elde ettiğim bulguları paylaşacağım. Metin, söz konusu mağazada çalışan beş işçinin tamamıyla yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelere ve katılımcı gözlemlere dayanıyor.

Araştırmaya konu olan mağaza, dünya genelinde 300’ün üzerinde mağazası bulunan küresel bir giyim markasına aittir. İspanya merkezli bu firmanın Viyana genelinde hâlihazırda üç mağazası bulunmaktadır. İncelenen mağaza, kentin merkezi bir noktasında, görece küçük ölçekli bir alışveriş merkezinde yer almaktadır. Satılan ürünler ağırlıklı olarak ortalama giyim ürünleri fiyatlarının üzerindedir, mağazanın haftalık satış geliri ise yaklaşık 5.000-6.000 avro bandında seyretmektedir.

Mağaza sabah saat 9’da açılmakta, bunun için çalışanların 8.30’da işbaşı yapması gerekmektedir. Akşam kapanış saati 20.00’dir; ancak mağazadan çıkış çoğu zaman 20.30’u bulmakta ve bu yarım saat fazla mesai olarak ücretlendirilmektedir. Çalışma saatleri ve günleri kâğıt üzerinde esnek görünse de açılış ve kapanışlar genellikle tek bir çalışanın sorumluluğundadır. Çalışanların çoğu erken gelmeyi ya da geç çıkmayı tercih etmemekte; buna rağmen bu görevler herkes tarafından sırayla üstlenilmektedir. Bu durum, esnekliğin fiiliyatta kolektif bir uyum ve karşılıklı idare pratiği üzerinden işlediğini göstermektedir.

Mağazacılık sektörünün genel bir özelliği olarak, iş tanımları büyük ölçüde farklılaşmamaktadır. Bu mağazada da tüm çalışanlar benzer görevleri yerine getirmektedir: mağaza ve kabin düzeni, müşteriyle ilgilenme, kasa işlemleri, gelen ve giden ürünlerin organizasyonu, online siparişlerin teslimi, depo düzeni, yönetimden gelen e-postaların yanıtlanması ve günlük performans göstergelerinin (KPI) sisteme girilmesi bu iş tanımının parçasıdır. Mağazanın görsel düzeni gibi daha özel bilgi ve deneyim gerektiren işler ise ya mağaza müdürü tarafından ya da bu konuda deneyimli bir çalışan tarafından yürütülmektedir.

Tam zamanlı çalışanlar (haftada 38,5 saat) brüt 2000 avro civarında ücret almaktadır. Saat 18.00’den sonra ve cumartesi günleri yapılan çalışmalar için saatlik ücret yüzde 50 artırımlı ödenmektedir. Mağazada toplam beş çalışan bulunmaktadır. Bunlardan biri yalnızca cumartesi günleri sekiz saat çalışan bir Samstagkrafttır; bu tür sözleşmeler özellikle öğrenciler arasında yaygındır. Firma, ağırlıklı olarak haftalık 15–25 saatlik yarı zamanlı sözleşmeleri tercih etmektedir. Bunun başlıca nedenleri arasında çalışanların kolay ikame edilebilir olması ve tam zamanlı istihdamın beraberinde getirdiği sosyal hak yükümlülüklerinden kaçınma isteği bulunmaktadır. Özellikle kadın emeğinin yoğun olduğu mağazacılık sektöründe sağlık izinleri ve doğum........

© sendika.org