Gazetecinin kalemi, siyasetçinin silahı mı?
Bugün, "yandaş" denen gazeteciliğin nasıl işlediğine dair biraz kafa patlatacağız ama, bir konuda net olalım.
Türkiye’de 'genel anlamda' medya patronluğu / sahipliği, “kim gazete çıkarıyor, kim habercilik yapıyor, kim gerçeğin peşinde” sorusu ile çok ilgilenmiyor. "Niye” diye sormuyorum! Çünkü gazete ya da TV kanalı sahibi olan sermaye sahipleri, bu gazete ya da TV kanallarını asıl iş olarak değil; ama 'inşaat, enerji, madencilik ya da kamu işlerinin yan kolu' olarak görüyor. Bu yüzden de habercilik çizgisi, gerçeği bulma çabasından çok, siyasi hesaplara göre kuruluyor.
Bugünün Türkiye'sinde “iktidara yakın kanallar” ile “muhalif kanallar” ifadesi bundan.
Tamam, eleştiriyoruz da, kendimize de dürüst olalım mı?
Ben de sırf gazete patronunun siyasi bağlantıları yüzünden bazı haberlere sansür uygulamak zorunda bırakıldım dönem dönem. Hatta yaptığım bir haberin ardından, o haberin devamını getiremedim. Getirememeyi bir kenara bırakın, haberle ilişkili, gazete patronunun arkadaşı olan iş insanıyla buluşmak ve bundan sonra bu konuda haber yapılmayacağını söylemek zorunda da kaldım.
İdealleri olan birçok gazetecinin yaşadığı sert gerçeklik bu...
Peki, bu durumu bile isteye, hatta güle oynaya yapan gazeteciler yok mu? Tabii ki var ve bugün, asıl başlığımız biraz da bu........
