menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meme kanserine karşı mücadele: Bir muayeneden fazlası...

2 0
yesterday

İçinde bulunduğumuz ekim ayı, meme kanseri farkındalık ayı. Hem son yıllarda dünyada ve memleketimizde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olmasıyla hem de sanılanın aksine yalnızca cis kadınları değil, meme dokusu bulunan tüm bireyleri etkileyebilmesiyle meme kanseri ciddi bir toplumsal sağlık sorunu olarak önümüzde duruyor. 

Meme kanserine ilişkin farkındalığımızı tazelemek, bu hastalığın belirtilerini, risk etmenlerini ve tedavi yöntemlerini konuşmak kadar, kadınların sağlık hakkına erişimini kısıtlayan bu sistemin farkında olmak gereklidir. Çünkü meme kanseriyle mücadele, yalnızca erken teşhis çağrısı yapmakla değil, öncelikle kadın sağlığı araştırmalarının arttırılmasıyla, sonrasında herkesin tanı ve tedavi imkanlarından eşit ve parasız şekilde faydalanabildiği koşulları yaratmakla mümkün.   

Nedir, kimleri etkiler?  

Meme kanseri, memedeki hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalmasıyla gelişen bir hastalıktır. Çoğunlukla süt kanallarında veya süt üreten lobüllerde ortaya çıkar. Meme kanseri en sık kadınlarda görülse de meme dokusu bulunan tüm bireylerde ortaya çıkabilmektedir.  

Meme kanserinde 5 evre mevcuttur:

Evre 0 - Genellikle erken tanının yapıldığı evredir. Kitle bulunmaz.  

Evre 1- Erken tanı birinci evrede de yapılabilir. Kitle bulunur fakat 1 cm’den küçüktür. Vücut içerisinde yayılma bulunmaz. Lokaldir.  

Evre 2- Sınırlı olarak erken teşhis bu evrede de yapılabilir. Kitle bulunur ve vücut içerisinde genelde koltuk altındaki lenf düğümlerine sıçramaktadır. Koltuk altı dışında, göğüs kafesi içerisindeki lenf düğümlerine de sıçrayabilir. 

Evre 3- Meme dokusunda bulunan kitle, vücut içerisinde birçok lenf düğümüne sıçramıştır. 

Evre 4- Meme dokusunda bulunan kitle, vücut içerisinde birçok lenf düğümüne ve organlara metastas yapmıştır. 

Küresel verilerde meme kanserinin en yaygın görülme yaşı 45-55 yaş arasıdır ve vakaların yaklaşık yüzde 70-80'i 40 yaşından sonra başlar. 50 yaşından sonra ise risk belirgin derecede artmaktadır. Türkiye’de meme kanseri en sık 35-45 yaş aralığında yoğunlaşmaktadır ve her beş hastadan biri 40 yaşın altındadır. Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken bir durum söz konusudur. 20 ve 30’lu yaşlarda teşhis edilen meme kanseri, genç bir bedeninin hücre yenilenmesinin hızlı olmasından ötürü kanserli hücrelerin de daha hızlı yayılmasına sebep olur. Yani kanserli hücre vücutta daha agresif yayılmaktadır. Bu da evreler arasındaki geçişi hızlandırmakta, genç hastaların tanısının genellikle evre 2’den sonra tanı almasına sebep olmaktadır. Genç ya da yaşlı, hepimiz meme kanseri riski altındayız ve yılda bir kez kontrole gitmek zorundayız. Tanı ve tedavi imkanlarına erişimin önemi tam da bu noktada hayati önem taşımaktadır.

Meme kanserinde yaş, aile öyküsü ve BRCA1 ile BRCA2 gibi genlerdeki kalıtsal değişiklikler önemli risk etmenleridir. Alkol ve tütün kullanımı, stres, bazı hormonal etkenler, özellikle menopoz sonrası obezite, bugün birçok hastalığın görülme riskini nasıl arttırıyorsa meme kanserinde de benzer bir tablo bulunmakta. Ancak sebep doğrudan bunlar diyemiyoruz. Yaş, yalnızca görülme sıklığını arttırıyor. Aile öyküsü, özellikle birinci derece akrabalarda görülen meme kanseri bir sonraki kuşakta görülme riskini arttırıyor. BRCA1 ve BCRA2 gibi genlerdeki kalıtsal........

© sendika.org