Taksim sorumluluğumuz ve devrimci yenilenme irademizdir
2024 1 Mayıs’ında Bozdoğan kemeri önünde direnişi yalnızlaştırıp marjinalleşmesine katkı sunan, 2025 1 Mayıs’ında Kadıköy’de miting kararı çıkaran konfederasyonlar direnişten kaçınmanın işçi ve emekçiler için korunak yaratmadığını, tersine haklarımıza yönelik yeni saldırılara yol açtığını farketmiyor olamazlar. Kamu emekçilerinin Taksim konusunda bir irade beyan etmesi gerekmektedir. Ancak direndiğimiz ya da direnme iradesini gösterdiğimiz bir “an”ın ekonomik ve demokratik haklarımızda ilerlemeye karşılık geldiği bilincinde olmamız gerekiyor.
2025 1 Mayıs’ına giderken eğitim emekçilerinin yüzde yetmişinin resmen sendika üyesi olmak anlamında “örgütlü” olduğunu ancak yoksulluk kıskacında hapsolduğunu, daha çok çalışıp daha az kazandığını, mesleğe girişteki sınavlar/mülakatlar ile boyunduruk altına alındığını çokça söyledik. Şimdi de üstüne öğretmen akademileri getirildi. Kamuda çalışan öğretmenlerin büyük bir kısmı ikinci bir işte (özel ders, dershane, hafta sonu sınav görevlendirmeleri) çalışıyor. Sarı sendikal düzenek eğitim emekçilerinin mücadeleden ve sendikalardan beklentilerini promosyona indirgemiştir. Toplumsal vakalara verdiği protestocu tarzı bir yana bırakırsak Eğitim Sen’in kendisi de giderek sarı sendikal düzeneğin bir parçası haline gelmiştir. Özlük haklarına yönelik ve ekonomik saldırılara karşı takındığı ikircikli, herkesten sonra gösterdiği tavırlar kendine ve emekçilere güvenmediği, en geniş eğitim emekçileri topluluğundan ne kadar uzaklaştığının bir göstergesi olmuştur. Eğitim Sen’in üye sayısındaki........
