menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu kitabı kaçırmayın… Sinir Uçlarında Marx’ın Değer Teorisi;  Klasik Politik İktisat, Emperyalizm ve Ekolojik Çöküş

9 29
23.10.2025

Marksistler arasında bile emek değer teorisinin ne menem bir şey olduğu, ne işe yaradığı pek bilinmez. Genel geçer, kulaktan dolma bir iki cümle ile yetinilir: “Metaların değerini emek belirler” ya da “sömürünün kaynağı kapitalistlerin el koyduğu artık değerdir” gibi. Oysa, Marksist emek değer teorisi kapitalizmin gelişme ve kriz dinamiklerini kavramamız için ne kadar elzem ise kapitalizm geliştikçe ortaya çıkan emperyalizm, bölgelerarası değer transferi, ekolojik yıkım gibi yeni olguları anlayabilmemiz için de olmazsa olmaz bir anahtardır. Güney Işıkara ve Patrick Mokre’nin kitabı, Sinir Uçlarında Marx’ın Değer Teorisi; Klasik Politik İktisat, Emperyalizm ve Ekolojik Çöküş[1] emek değer teorisinin bu ihtiyacı nasıl karşıladığını yetkin bir biçimde gösteren ve ampirik kanıtlarla nasıl kullanılabileceğini somutlayan bir el kitabı niteliğinde.

Kapitalizmi anlamak, değiştirmek niyetinde olanların bu toplumsal yapının kendini nasıl yeniden ürettiğini, çalkantılı seyrini çözümleyebilmesi gerekir. Bu çabanın odaklanması gereken asli kerte de üretim alanıdır. Üretim yapmayan toplum ölür. O zaman, neyin, nasıl üretildiği, ürünlerin değerinin ve fiyatının nasıl belirlendiği, yaratılan zenginlikten kimin, hangi mekanizmalarla ne aldığı ilk ağızda cevaplanması gereken sorular olarak karşımıza dikilir. Zaten, bu sorular da Marksist emek değer teorisinin bizatihi temel sorularıdır. Kaldı ki, Işıkara ve Mokre’nin kitabı bu soruların ötesine geçerek, değer teorisini son derece yaratıcı bir biçimde günümüzün en yakıcı sorunları olan emperyalizm ve çevre tahribatı alanlarına da uyguluyor, teorik ufkumuzu zenginleştiriyor.

Kitap benzer çalışmalara hakim eklektik perspektif ve spekülatif uslup yerine teorik iddialarını küresel ölçekte ampirik kanıtlarla sınıyor, günümüz kapitalizminin seyrini elle tutulur hale getiriyor. Bu yanıyla da Sinir Uçlarında Marx’ın Değer Teorisi kendini müstesna bir konuma yerleştiriyor. Öte yandan, ele alınan konuların niteliği ve öne sürülen tezlerin orijinalliği bu tür akademik bir kitabın dilini de ister istemez oldukça teknik yapıyor. Dolayısıyla, kitaba tam vakıf olabilmek için belli bir teorik donanımın gerekli olduğunu söylemeliyim.

Hem Mokre hem de Işıkara doktoralarını New School for Social Research’ün İktisat Bölümü’nde Anwar Shaikh’le tez yazarak tamamladı. Her ikisi de akademik kariyerlerinin nispeten başında öğretim üyeleri olarak Avusturya’da (Mokre) ve ABD’de (Işıkara) çalışmalarını sürdürüyor. Yıllar önce benim de tez danışmanlığımı yapan Shaikh’in son kitabında (Kapitalizm – Kırmızı Yayınları) ana akım iktisadın içi boş tam rekabet, eksik ya da tekelci rekabet kategorilerine alternatif olarak geliştirdiği gerçek rekabet (real competition) kavramsal çerçevesi Işıkara ve Mokre tarafından yaratıcı bir biçimde kullanılmış. Gerçek rekabet yaklaşımının yanısıra kitapta hem Shaikh’in hem eski öğrencilerinin çalışmalarından yararlanıldığını ve bu yanıyla Işıkara ve Mokre’nin bir tür New School/Shaikh ekolünün gelişmesine de katkıda bulunduğunu söylemek mümkün.

***

İçerik olarak yoğun, üslup olarak da oldukça teknik sayılabilecek kitap nispeten kısa bir........

© sendika.org