1 Mayıs ve sendikal statükonun iflası |
Türkiye işçi sınıfı, son on yılını devasa bir bölüşüm şoku, mülksüzleşme dalgası ve toplumsal sınıfsal paralizasyon baskısı altında geçirdi. Veriler bu gerçeğin ancak belli yanlarını ifade edebilir. Yine de zemini belirginleştirmek için kabaca bir döküm vermekte yarar var.
2016 yılında emeğin GSYH içindeki payı 6,3 iken, 2024-2026 bandında bu oran % seviyelerine demirledi. Aynı dönemde sermaye payı @’tan U’e fırladı.
Türkiye, son 10 yılda bir “asgari ücretliler ülkesi” haline geldi. 2016’da çalışanların yaklaşık 5-40’ı asgari ücret civarında maaş alıyordu. 2026’da ise çalışanların P’den fazlası asgari ücretle yaşamaktadır. Asgari ücretin komşuluğunda (1,2 katı ve altı) maaş alanların oranı ise p’e yaklaştı. Asgari ücret artık bir “giriş ücreti” değil, “genel ücret” haline geldi. Orta sınıf beyaz yakalı maaşları asgari ücrete doğru baskılandı.
Son 10 yıldaki işçi eylemlerinin dağılımı ise aşağı yukarı şöyle gerçekleşti: Büyük konfederasyonlara (Türk-İş, Hak-İş, DİSK) bağlı sendikalar tarafından organize edilen direnişler eylemlerin yaklaşık @-45’ini kapsadı. Bu eylem ve direnişler genellikle toplu iş sözleşmesi (TİS) odaklı ve yasaldı. Üye sayıları az olsa da direnişçi damaları gelişkin bağımsız sendikalar eylemlerin %-30’unu (özellikle kurye, depo, maden eylemleri) sırtladı. Geri kalan yaklaşık 0 ise herhangi bir sendika bağı olmadan, işçilerin taban inisiyatifiyle gerçekleşti.
Son 10 yılda 200 binden fazla işçiyi kapsayan 10’dan fazla büyük grev kararı “milli güvenlik” gerekçesiyle ertelendi. (Fiili yasaklama.)
Bu grev ve direnişlerden bağımsız sendikaların veya sendikasız işçilerin yaptığı “iş durdurma” eylemlerinde başarı oranı @ civarındadır. (Genellikle kısmi kazanım.)
Resmi grevlerde yasaklamalar ve Konfederasyonlara bağlı sendikaların fiili mücadele damarının zayıflığı nedeniyle başarı oranı düşük gerçekleşti. “Yüksek Hakem Kurulu” süreçleri ise genellikle işçi aleyhine sonuçlanmaktadır.
Son iki yıldır özellikle Umut-Sen çizgisindeki bağımsız sendikaların örgütlediği direnişler büyük oranda bu tablonun dışındadır. Onlar da eklendiğinde bağımsız sendikaların toplam örgütlenme ve direniş süreçlerindeki etkisinin ve başarılarının bu tabloyu bağımsız sendikalar lehine bir miktar değiştirdiğini düşünmek gerekir.
Sendikaların “sınıf örgütü” olduğunun rivayet olunduğu bir düzende, işçi sınıfının pastadaki payı 10 puan birden düşebiliyorsa ‘sınıf........