menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sınır

9 0
19.07.2026

Bazı sınırlar haritalara çizilir. Bazıları ise insanların içine. ​Modern insanın hikâyesi, o çizgilerle ve o çizgilerin ihlaliyle başlar. Devlet, sınır çizerek egemen olur; ulus, sınır çizerek kendisini tanımlar; iktidar, sınır çizerek "biz"i ve "öteki"ni üretir. Sınır, yalnızca coğrafi bir hat değildir. Kimin değerli kimin değersiz olacağını belirleyen siyasal bir teknolojidir. Bu nedenle sınırın tarihi, aynı zamanda yabancılaşmanın tarihidir.

Haritalara çizilen sınırları görmek kolaydır; telleri, karakolları, pasaportları vardır. İkincisi ise daha derindir; dile yerleşir, hafızaya sızar, korkularla örülür ve zamanla insanların birbirine bakışını değiştirir. Egemenliğin en büyük başarısı, sınırları yalnızca topraklara değil, insanın zihnine de çizebilmesidir.

Leyleğin Geciken Adımı filminde, iki ülkeyi ayıran nehrin üzerindeki köprüde duran bir sınır görevlisi, postalı havada asılıyken şöyle der: ​"Eğer bir adım daha atarsam, başka bir yerde mi olacağım? Yoksa ölecek miyim?"

​İşte o havada asılı kalan postal, devletlerin haritaya çizdiği yapay sınırın insan zihnindeki absürt boşluğudur. Sınır, şiddet tekelinin coğrafyaya kazınma biçimidir. Toprağın ortasından geçen teller, mayın tarlaları ve gözetleme kuleleri, insana sürekli aynı soğuk komutu fısıldar: "Burada dur. Ötesi sana ait değil. Ötesi yabancı, ötesi düşman."

2015’te Suruç, sınırın bu yapay niteliğinin en somutlaştığı yerdi. Sınırın hemen ötesinde DAİŞ çetelerinin işgal saldırılarından direniş seferberliğiyle özgürleşmiş Kobanê’de, resmi tarihin dışında yeni bir toplumsal sözleşmenin, yeni bir yaşam tahayyülünün inşası başlıyordu. Sosyalist gençlerin çağrısıyla, bir araya gelen sosyalist, yurtsever ve anarşist gençlerin bu alternatif iddiaya yaptığı yolculuk fiziksel bir yer değiştirmeden daha fazlasıydı. Angelopoulos’un filminde sınırda tereddütle bekleyen, havada asılı kalan o adım; Kobanê yolculuğuyla enternasyonalizm ve başka bir dünya iradesinde somutlaştı. Haliyle katliam sadece bedenleri hedef almadı, Türkiye halkları ile Kürt........

© sendika.org