Türkiye’de ilk: Özel İtalyan Lisesi grevi
Fotoğraf: Tez-Koop-İş arşivinden
“Bir başkadır benim öğretmenim” yazıyor pankartlardan birinde. Ölü Ozanlar Derneği filmi geliyor aklıma. Öğretmenleri tam gidecekken öğrencilerin bir bir sıraların üstüne çıkıp “O Captain, my Captain!” demeleri… Robin Williams’ın canlandırdığı o müthiş öğretmen! Sonra el kadar çocukken Zonguldak’ta şimdilerde yıktırılan ilkokulumun sineması olan Yayla Sineması’nda seyrettiğim Sevgili Öğretmenim filmi: To Sir, with Love! Sidney Poitier’in oynadığı unutamadığım o siyah öğretmen… Hayat, filmlerden daha fazlası… Bu bir çırpıda aklıma geliveren filmlere taş çıkartır tek bir öğretmenin değil örgütlenerek tek yürek olan on dört öğretmenin ve onların 123 günlük grev hikâyesi… Özel İtalyan Lisesi’nin on dört Türk öğretmeni, grevin 67. gününde grev kırıcılığına karşı ellerinde kalemleriyle İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün önündeler. Pankartlardan birinde de “Yüreğine çiçek, sabrına yıldızlı pekiyi öğretmenim” yazıyor. Birazdan ellerindeki kalemleri İl Müdürlüğü’nün önüne bırakacaklar. Ama durun, önce ilk zille birlikte grevin başladığı 2 Şubat 2026’da gidelim. Bu arada sırasını beklesin 67. gün.
Öğretmenlerin ilk duyurusudur bu:
Kamuoyunun ve değerli velilerimizin dikkatine; Özel İtalyan Lisesi’nde görev yapan Türk öğretmenler olarak, yıllardır okulumuzda yaşadığımız sorunları kimseyi kırmadan, konuşarak ve uzlaşarak çözmeye çalıştık. Çünkü bizler için okul yalnızca bir iş yeri değil, öğrencilerimizin hayata hazırlandığı, değerlerle büyüdüğü bir eğitim yuvasıdır. Son yedi aydır da bu anlayışla, sendikal toplu sözleşme sürecini büyük bir sorumlulukla yürütmekteyiz. Ne yazık ki bu süreçte okul yönetimi, sorunları çözmek yerine; baskı ve tehdit içeren uygulamalarla çalışanları sendikadan uzaklaştırmayı ve çalışanlar arasında güvensizlik yaratan uygulamaları tercih etmiştir. Tüm yasal süreler dolmuş olmasına rağmen öğretmenlerin maruz bırakıldığı ağır çalışma koşullarını, düşük ücretleri ve ayrımcı uygulamaları giderecek tek bir somut adım atılmamıştır. Bizler bu grevi, ayrımcılık son bulsun diye, öğrencilerimizi etkileyen sorunlar çözülsün diye, eşit, adil ve saygılı bir çalışma ortamı sağlansın diye, öğretmenlerin emeği değersizleştirilmesin diye, eğitim baskıyla değil karşılıklı güvenle sürdürülebilsin diye yapıyoruz. Okul yönetimini toplu sözleşme masasına samimiyetle dönmeye, okuldaki ayrımcı uygulamalara son vermeye, öğretmenlerin ve tüm çalışanların ücretlerini insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarmaya, baskı ve sendikasızlaştırma politikalarını terk etmeye bir kez daha çağırıyoruz. Gelin, çocuklarımızın geleceğini birlikte savunalım. Bu grev; çocuklarınıza yalnızca ders anlatan değil, adaleti, hakkaniyeti ve vicdanı da öğretmeye çalışan öğretmenlerin sesidir. Bu grev; öğrencilerine “haksızlık karşısında susmayın” diyen öğretmenlerin, kendi hayatlarında da bu sözü tutma çabasıdır. Başta kıymetli velilerimiz olmak üzere; mezunlarımızı, öğrencilerimizi, sivil toplum kuruluşlarını ve tüm kamuoyunu, emeğe saygı, eşitlik ve adalet için verdiğimiz bu haklı mücadelede yanımızda olmaya davet ediyoruz. Bizler; derslerine girip gözlerinin içine baktığımız, başarılaryla gurur duyduğumuz öğrencilerimizin karşısına her gün başımız dik çıkmak isteyen öğretmenleriz. Ancak emeğimizin değersizleştirildiği, ayrımcılığın normalleştirildiği ve geçim kaygısının giderek derinleştiği bir ortamda bunu yapmak her gün daha da zorlaşmaktadır. (…) Bugün Türk öğretmenler, yasaların kendilerine tanıdığı süre içinde ya grev hakkını kullanmak ya da tüm sendikal haklarından vazgeçmek zorunda bırakılmaktadır. Bu bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti yasalarının bize tanıdığı demokratik hak çerçevesinde, Türk öğretmenler 2 Şubat 2026 Pazartesi tarihinde saat 12.30’da greve başlayacaktır. Grev, aynı gün saat 12.30’da iş bırakma ve Özel İtalyan Lisesi önünde yapılacak basın açıklamasıyla başlayacaktır.
Kamuoyunun ve değerli velilerimizin dikkatine;
Özel İtalyan Lisesi’nde görev yapan Türk öğretmenler olarak, yıllardır okulumuzda yaşadığımız sorunları kimseyi kırmadan, konuşarak ve uzlaşarak çözmeye çalıştık. Çünkü bizler için okul yalnızca bir iş yeri değil, öğrencilerimizin hayata hazırlandığı, değerlerle büyüdüğü bir eğitim yuvasıdır.
Son yedi aydır da bu anlayışla, sendikal toplu sözleşme sürecini büyük bir sorumlulukla yürütmekteyiz. Ne yazık ki bu süreçte okul yönetimi, sorunları çözmek yerine; baskı ve tehdit içeren uygulamalarla çalışanları sendikadan uzaklaştırmayı ve çalışanlar arasında güvensizlik yaratan uygulamaları tercih etmiştir. Tüm yasal süreler dolmuş olmasına rağmen öğretmenlerin maruz bırakıldığı ağır çalışma koşullarını, düşük ücretleri ve ayrımcı uygulamaları giderecek tek bir somut adım atılmamıştır.
Bizler bu grevi, ayrımcılık son bulsun diye, öğrencilerimizi etkileyen sorunlar çözülsün diye, eşit, adil ve saygılı bir çalışma ortamı sağlansın diye, öğretmenlerin emeği değersizleştirilmesin diye, eğitim baskıyla değil karşılıklı güvenle sürdürülebilsin diye yapıyoruz.
Okul yönetimini toplu sözleşme masasına samimiyetle dönmeye, okuldaki ayrımcı uygulamalara son vermeye, öğretmenlerin ve tüm çalışanların ücretlerini insan onuruna yaraşır bir düzeye çıkarmaya, baskı ve sendikasızlaştırma politikalarını terk etmeye bir kez daha çağırıyoruz.
Gelin, çocuklarımızın geleceğini birlikte savunalım.
Bu grev; çocuklarınıza yalnızca ders anlatan değil, adaleti, hakkaniyeti ve vicdanı da öğretmeye çalışan öğretmenlerin sesidir.
Bu grev; öğrencilerine “haksızlık karşısında susmayın” diyen öğretmenlerin, kendi hayatlarında da bu sözü tutma çabasıdır.
Başta kıymetli velilerimiz olmak üzere; mezunlarımızı, öğrencilerimizi, sivil toplum kuruluşlarını ve tüm kamuoyunu, emeğe saygı, eşitlik ve adalet için verdiğimiz bu haklı mücadelede yanımızda olmaya davet ediyoruz.
Bizler; derslerine girip gözlerinin içine baktığımız, başarılaryla gurur duyduğumuz öğrencilerimizin karşısına her gün başımız dik çıkmak isteyen öğretmenleriz. Ancak emeğimizin değersizleştirildiği, ayrımcılığın normalleştirildiği ve geçim kaygısının giderek derinleştiği bir ortamda bunu yapmak her gün daha da zorlaşmaktadır.
Bugün Türk öğretmenler, yasaların kendilerine tanıdığı süre içinde ya grev hakkını kullanmak ya da tüm sendikal haklarından vazgeçmek zorunda bırakılmaktadır. Bu bir tercih değil, bir zorunluluktur.
Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti yasalarının bize tanıdığı demokratik hak çerçevesinde, Türk öğretmenler 2 Şubat 2026 Pazartesi tarihinde saat 12.30’da greve başlayacaktır. Grev, aynı gün saat 12.30’da iş bırakma ve Özel İtalyan Lisesi önünde yapılacak basın açıklamasıyla başlayacaktır.
Başlar da. Grev önlüklerini giyer öğretmenler. Okulun merdivenlerinin iki yanına dizilmiş öğrencilerinin alkışları arasında, yüzlerinde koca bir gülümseme, gözlerinde onurlu bir ışık, alınlarında haklarını direnerek alacak olmanın açıklığı… Kapı kapanır sonra. Okulun kapısının yanındaki demir parmaklıklara asılır “Bu işyerinde grev vardır” bez afişi… Altında da “Tez-Koop-İş” yazar. Açılımı; Türkiye Ticaret Kooperatif, Eğitim, Büro ve Güzel Sanatlar İşçileri Sendikası. Grev gözcülerinden Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Başak Baysaldı, “Okuldan çıkmadan önce öğrenciler koridorlara yığıldılar. Alkışlarla uğurlandık. Hayatımda belki de en duygulandığım anlardan biriydi” diyecektir. Yağmurlu, rüzgârlı ve soğuktur hava. Grev çadırı kurulur. Öğretmenlerin ayaklı küçük bir beyaz tahtaları vardır. Her gün o tahtaya bir öğretmen yazacaktır dersi, konuyu ve özü sözü… Bu alışageldiğimiz grevlere benzemez. Nasıl benzesin? Türkiye’de özel okullarda yapılan ilk öğretmen grevidir Özel İtalyan Lisesi’nin on dört Türk öğretmenin başlattığı grev. Bir yandan da yaptıkları grev alışageldiğimiz gibi salt ücret zammı için değildir. Ayrımcılığa, eşitsizliğe, onur kırıcılığa karşı bir direniştir. Bu öğretmenler alışageldiğimiz işçilere de benzemezler. Elbette “amele” çoktan evrilmiştir “işçi”ye ve işçi profili çok değişmiştir. Kahir ekseriyeti lise, meslek lisesi mezunudur. Hatta, üniversite mezunu olanlar da az değildir aralarında. Buna rağmen daha başkadır Özel İtalyan Lisesi’nin greve çıkan öğretmenleri. Onlar aydındır. “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” dediği Tevfik Fikret’in…
Basın açıklamasını Tez-Koop-İş Sendikası İstanbul 5 No’lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt yapar: “Bugün sadece bir hak arayışı için değil, çiğnenen mesleki onurumuzu ayağa kaldırmak için buradayız. Yönetimin vurdumduymazlığına karşı kelimelerimiz tükenmiştir. Artık söz bitmiştir. Son sözü grev söyleyecektir.”
Grev gözcülerinden tarih öğretmeni İlhan Gülek de “Burası bir İtalyan okulu ama Avrupa Birliği’ne onu Avrupa Birliği yapan normlarına yani insan haklarına eşitliğe adalete hiç uymuyor, Türk öğretmenlere karşı yanlı bir tutum izliyor” diyecektir: “Elbette İtalyan meslektaşlarımızla aramızda bazı farklar olacaktır. Onlar burada yurtdışı görevinde bulunmaktadır ve bunun bazı ayrıcalıkları olmalıdır. Ancak ayrıcalık, ayrımcılığa dönüşüyorsa bu önemli bir sorundur. (…) Bugünkü ders konumuz: Bir Avrupalının bizim ülkemizde bize ikinci sınıf öğretmen muamelesi yapıp yapamayacağıdır. Bugün de onlara neden kötü muamele yapamayacaklarını öğreteceğiz.”
Özel İtalyan Lisesi’nde otuz İtalyan, yirmi de Türk öğretmen vardır. İtalyan öğretmenler İtalya Dışişleri Bakanlığı’na, Türk öğretmenler Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışırlar. İtalyan öğretmenler, İtalyan hükümeti tarafından atanırken Türk öğretmenler sözleşme ile çalışırlar. Onlar tek bir sendika yerine İtalya’nın üç ana eğitim sendikasından hangisini istiyorlarsa ona üyedirler. Çelişkilerin büyüğü buradadır: İtalyan öğretmenler özgürce sendikalıyken Türk öğretmenlerin sendikal haklarını kullanmaları istenmez.
İtalyan Müdür Prof. Giuseppe Finocchiaro, 2020’nin sonlarında göreve başlar. Son 3 yılda Türk öğretmenlere karşı yapılan baskı, yıldırma, aşağılama… yani işyeri zorbalığı çoğalır… Nöbet mi tutulacak? Para vermeden sadece Türk öğretmenlere verilir bu görev, İtalyan öğretmenlere değil. İtalyan öğretmenler Türk öğretmenlerden yaklaşık 6 kat daha fazla maaş alırlar. Euro olarak aldıkları maaşların Türk Lirası karşılığı 350 bin TL iken, Türk öğretmenlerinki 60 bin liraya tekabül eder. İstanbul’da 138 yıldır eğitim veren okulun Türk öğrencilerinden aldığı yıllık ödeme tutarı da 2025-26 öğrenim yılında her bir öğrenci için 12 bin Euro yaklaşık 550 bin TL’dir.
Önceleri mücadelelerini tek tek verir Türk öğretmenler. Hakkını arayan Türk öğretmenlere İtalyan Müdür Prof. Giuseppe Finocchiaro her seferinde kapıyı gösterir. “Hepinizi kovacağım. Kapı orada. Bakın şu yeşil kapıyı görüyor musunuz? O kapıdan hepiniz çıkıp gideceksiniz diye bas bas bağırdı ve o gün bütün iletişim kesildi müdürle. Günaydın diyoruz, kafa çevriliyor. Arkada başka biri var mı diye bakıyor. Bir anda bütün iletişim koptu.” diye anlatan okulun 7 yıldır İngilizce öğretmenliğini yapan Şebnem İtil’dir ve şöyle sürdürür konuşmasını: “Ne yapabiliriz diye düşündük. Sözleşme yenilendiği zaman tek söylenen şey beğenmeyen gitsin. Kapı orada. Sokakta çok adam var tarzı çok çirkin muamelelere maruz kaldık. Daha sonra araştırdık ne yapılabilir? Çünkü kontratımızda olan şartlar uygulanmıyor. Baktık olmuyor. Sendikalaşmamız gerektiğini fark ettik.”
Türk öğretmenler Tez-Koop-İş Sendikası’nda örgütlenirler. Okulun İtalyan yönetimi sendikayı tanımamak için hukuki süreçleri zorlasa da sonunda kabul etmek zorunda kalır. Uzlaşma sağlanamayınca grev, tercihen değil 2 Şubat’ta zorunluluktan doğar.
Tarih öğretmeni İlhan Gülek’le yaptığım söyleşide, Gülek sendikalaşma sürecini şöyle anlatır: “Özellikle son üç yıldır İtalyan yönetimini tavır ve davranışlarındaki gittikçe artan olumsuzluklar, ayrımcılık ve maaşlarımızdaki erime bizi örgütlenmeye götürdü. Ama kırılma noktası, enflasyon oranında bile artmayan maaşlarımıza zam istediğimizde bize kapının gösterilmesi oldu. Ders programları yapılırken hiç dikkate alınmamamız, sürekli artan ders ve nöbet yükümüz süreci daha da hızlandırdı. Tek başımıza verdiğimiz eşitlik, adalet mücadelesi sonuç vermeyince örgütlü mücadelede karar kıldık. Araştırdık. Sendikalar içinde özel okullarda örgütlenmiş ve barajı aşan tek sendikanın Tez-Koop-İş olduğunu gördük. Onlarla biz ilişkiye geçtik, tanıştık ve 5 No’lu şubede örgütlenmeye karar verdik. Örgütlenme uzmanları bizimle gerçekten, içten bir şekilde ilgilendi. Tez-Koop-İş’in diğer sendikalara nazaran daha eylemsel ve başarılı olması kararımızda etkili oldu. Sendikamız 6 ay süren görüşmelerde İtalyan yönetimiyle anlaşamadı. İtalyan yönetimi masaya anlaşmamak için oturmuş gibiydi. Altı aylık görüşme süreci sonuç vermedi. Grevin zamanını öğrencilerimizin mağduriyetini en aza indirecek şekilde belirledik ve 2 Şubat’ta greve çıktık.”
Grev sözcülerinden, İtalyan Lisesi’nde 12 yıldır Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapan Başak Baysaldı, “Doğduğumuz topraklarda kimsenin bizi aşağılamaya hakkı yok. Biz sabah 9’dan akşam 5’e kadar burada grev alanında olacağız. Grev tatil değildir, biz tatile çıkmıyoruz, evlerimizde oturmayacağız. Mesleğini tutkuyla yapan bir öğretmen için en zoru öğrencilerinden ayrı kalmak. Bizi ayrı düşürenlere buradan tekrar sesleniyorum, okulun İtalyan........
