menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

öcalan’ı konuşmak

17 1
15.12.2025

öncelikle şunu ifade etmek istiyorum, abdullah öcalan’a büyük bir teşekkür borçluyuz, bizlere şu yangın yerinde meleklerin cinsiyetini tartışma imkânı verdiği için. onun metinlerine gelen tepkiler ve o tepkilere verilen karşılıklar sadece tartışma kültürümüzle ilgili veriler sunmadı -onlara zaten az buçuk hakimdik- aynı zamanda kültürümüzün tartışmadan ibaret olabileceğini de düşündürdü. 

x’te bir hesap, “türk arkadaşların bir doktora jürisi gibi söze başlaması bu coğrafya için üzücü” demiş; ne kadar isabetli bir ifade. fakat, sosyalistlerin kendi aralarındaki tartışmaları da izlemeye çalıştığım için, bunun kürtlere yönelik bir “beyaz” kibri olduğuna katılmıyorum. akademik metaforlarla devam edeyim, bu, çalıştığı yerden soru gelen öğrencinin heyecanı gibi görünüyor bana; o “yer” marksist metinlerin tefsiridir. 

fakat çok uzun zaman önce, marksizm-leninizme mesafelendiğini bildiğimiz bir hareketin, abd’li bir anarşist düşünür olan bookchin’den etkilendiğinden yine çok uzun bir zamandır haberdar olduğumuz en önemli kurucu öznesinin, sosyalizmi m-l çerçevesinin dışında tanımlaması neden bu kadar infiale sebep olabiliyor. 

bence karşı “cenahta” ölçüsüz bir infiale yol açan şey, yarım asır içinde ülke ve hatta bölge siyasetinde belirleyici konuma gelmiş bir hareketin “önderlik”inin lafzıyla ve sadece bununla değerlendirilmesi. kendi halkının kaderini değiştirmiş, bölgenin dinamiklerini etkilemiş ne fayda, marksizmi yanlış yorumluyor, öyle mi! oysa köh de, öcalan da tabii ki tarihsel olarak bu metinlerin ötesinde bir anlam ve işlevi ifade ediyor.

diğer yandan, ideolojik hegemonyayla hegemonya arasındaki farkı da unutmamak gerek. ilki iknaya ikincisi zora ve biat ettirmeye dayanır. herhangi bir tartışmada, karşı tarafı terörize edecek yöntemlere başvurmak hegemonya arayışıdır ki en azından dostlar arasında olmaması gereken bir şey, “özgürlükçü” ifadesini içeren herhangi bir tanımla bağdaşması da mümkün değil. söyleyenler oldu ama altını bir kere de ben çizeyim; öcalan’ın ya da genel olarak köh’ün tezleri karşısında marksizm-leninizmi savunmak çözüm sürecine karşı olmak anlamına gelmiyor. kürt halkının haklı mücadelesini destekleyip köh’ün görüşlerini benimsememek mümkün. ve kürt halkını destekleyen liberallerin değil de marksist-leninistlerin böyle bir imtihana tâbi tutulması en hafif ifadeyle ilginç.

bu........

© sendika.org