menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye'nin gerçek meseleleri ve Kürt sorunu

12 6
21.02.2026

Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, Kürt sorunu ve Türkiye'nin gerçek meseleleri üzerine yazdığı köşe yazısında "Türkiye'de Kürt Sorunu değil; yaşayan bütün insanların özgürlük, refah ve güven sorun ve kaygısı vardır" dedi.

KÜRT SORUNU VE TÜRKİYE’NİN GERÇEK MESELELERİ

Türkiye’de Kürt sorunu var mı yok mu? tartışması, uzun yıllardır gündemi meşgul etmektedir. Aslında meseleye geniş bir perspektiften bakıldığında, bu topraklarda yaşayan her bireyin, her toplumsal kesimin kendine özgü bir sorunu vardır. Eğitimden sağlığa, geçimden özgürlüklere kadar pek çok alanda bireysel ya da toplumsal sıkıntılar yaşanır. Zaten insan varsa sorun da vardır; çünkü hayat tabiatı gereği eksikliklerle mücadele üzerine kuruludur.  

Ancak bazı meseleler, bireysel sıkıntı sınırını aşarak, toplumun huzurunu, devletin bekasını ilgilendiren boyutlara ulaşır. İşte bu noktada sorun, sadece bir grubun değil, ülkenin tamamının meselesi haline gelir. Eğer bir sorun, başka birinin özgürlüğünü, can güvenliğini, yaşama hakkını tehdit ediyorsa; eğer bu sorun, kan dökülerek, silahla ya da şiddetle meşrulaştırılmaya çalışılıyorsa, orada artık toplumsal bir yara vardır. O yara ise sadece bir etnik grubun değil, ülkenin tamamının yarasıdır.  

Aşk ile bağlı olduğumuz ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti çeşitli farklı etnik kökenlerden oluşan milyonlarca yurttaşın ortak çatısıdır. Bu büyük çatı, binlerce yıllık şerefli bir birikimin  birlikte yaşam kültürüyle ayakta kalmıştır. Türk'üyle Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Gürcü’süyle, v.s Alevi’siyle, Sünni’siyle bu millet bir bütündür. Dolayısıyla meseleye tek bir grubun sorunu olarak bakmamalı, ülkenin yönetim, adalet ve eşitlik meselesi olarak bakılmalıdır. Her vatandaş, kanunlar karşısında eşit haklara sahiptir, sahip olmalıdır.  

Kaldı ki bugün ülkemizin gerçek meseleleri sadece etnik temelli değildir. Ekonomik adaletsizlik, işsizlik, eğitimde fırsat eşitsizliği, adalet sistemine güvensizlik gibi çok daha geniş tabanlı sorunlar toplumun her kesimini etkilemektedir. Kürt de bu sorunlardan muzdariptir, Türk de, Laz da, Çerkes de. Yani mesele kimin sorunu değil, nasıl bir yönetim anlayışıyla bu sorunları çözebiliriz olmalıdır.  

Unutulmamalıdır ki, suçlunun cezalandırılması caydırıcı olsa bile suçu ortadan kaldırmaz. Sağlık bakanlığında koruyucu sağlık hizmetleri olduğu gibi, aynı şekilde güvenlik alanında da önleyici kolluk hizmetleri vardır. Bu bağlamda; suç fiilinin işlenmesinin muhtemel sebeplerinin ortadan kaldırılması gerekir. Mesela, işsizlik, fakirlik ve yoksulluğu kaldırmadan, yani toplumsal refahı sağlamadan; ekonomik yokluk ve yoksulluğun neden olduğu suçların artışını da engelleyemezsiniz. Aynı şekilde etnik ve inanç kökenine bakılmaksızın, idare ettiğiniz insan ve toplumun demokratik hak ve özgürlüklerinin yasal güvencesini oluşturmadan da sosyal Barış ve güveni sağlayamazsınız. Silah, uyuşturucu, kara para ve insan ticareti gibi bütün dünyadaki illegal ticaret yollarının kesiştiği ülkemizde, suç ve suçlularla etkili mücadele için, sadece polisiye tedbirler ve illegal ticaret yollarını engellemek yeterli olamaz. Yani huzuru ve barışı sağlamanın yolu, toplumsal refah ve adaletin tesis edilmesi ve işlemeye devam etmesidir. Adalet ise, kimden geldiğine bakmadan hakkı hak sahibine vermekle sağlanır.  

Bu nedenle Türkiye'de Kürt Sorunu değil; yaşayan bütün insanların özgürlük, refah ve güven sorun ve kaygısı vardır.

Sonuç olarak; Kürt sorunu denilen mesele, özünde Türkiye’nin demokrasi, adalet ve yönetim meselesidir. Her vatandaşın bu vatanda onurlu bir biçimde yaşama, kimliğini özgürce ifade etme hakkı vardır. Ancak bu talepler, ülkenin birlik ve bütünlüğünü zedeleyecek ayrıcalık ya da bölünme taleplerine dönüşürse, o zaman sorun olmaktan çıkar, ihanet halini alır.  

Gerçek çözüm; kimlik siyaseti yapmakla değil, insanı merkeze almakla, adaleti tesis etmekle ve kardeşliği güçlendirmekle sağlanır. Çünkü bu topraklarda 85 milyonun da derdi birdir: Huzur, adalet, refah ve bir arada yaşama iradesi. Zaten bunları gerçekleştirdiğimiz gün, hiçbir sorun kalmayacaktır.

Bir önemli konuda bu süreçte her parti gibi Saadet Partisi ve Genel Başkanının tutum ve tavrı merak konusu olmuştur.

Milli Görüş geleneği, yıllardır bu eşitliği savunan, kimseyi dışlamayan, herkesin hakkını hukuk çerçevesinde alması gerektiğini vurgulayan bir çizgiyi temsil eder. Saadet Partisi de bu anlayışın bugünkü temsilcisidir. Elbette görüş ayrılıkları olabilir, elbette hiç bir fikir dört dörtlük değildir. Ancak bu ayrılıklar düşmanlık sebebi asla olmamalıdır. Aksine, istişare ve diyalogla çözüme giden yollar aranmalıdır. Madem kahir çoğunluk birinci çözüm sürecinde başarısız olunmuşsa da... 

İllada bir ikinci çözüm süreci istiyorsa; bu gibi süreçlerde de önemli olan, milletin bütünlüğünü koruyarak ortak payda da buluşabilmek ve terörden beslenen yapılardan ayrı olmalıdır.  

Evet, Saadet Partisi ve Genel Başkanı Mahmut Arıkan bu konuda son derece net bir duruş sergiliyor. Parti hiçbir şekilde bölünmeye, özerklik tartışmalarına ya da terörle bağlantılı taleplere kapı aralamıyor. Arıkan, her platformda vurguladığı gibi Türkiye’nin birliği, bütünlüğü ve milli kimliği kırmızı çizgimizdir diyor.  

Saadet Partisi’nin çözüm süreçlerine ilgisi, yalnızca toplumsal barışın, adaletin ve kardeşliğin güçlenmesine yöneliktir. Yani mesele, devletin varlığına ya da ülkenin sınırlarına dair bir pazarlık değil; vatandaşların haklarının hukuk içinde korunmasıdır.  

Arıkan’a göre Kürt vatandaşların hakları da, Türk vatandaşların hakları da aynı kanun çatısı altında teminat altındadır. Bu nedenle partinin çizgisi nettir: Terör örgütleriyle aynı cümlede anılabilecek hiçbir adım kabul edilemez. Özerklik ya da federasyon gibi tartışmalar da, milletin birliğine karşı açılmış bir kapı olarak görülür ve kesin biçimde reddedilir.  

Saadet Partisi, bu duruşuyla hem teşkilat içinde hem de kamuoyunda şu mesajı açık biçimde veriyor “Biz barışı ve uzlaşıyı savunuruz ama bölünme ayrışma ve  birliğimizden kopmayı asla kabul etmeyiz...


© Samsun Kent Haber